"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20130720

Keşke gitmeseydiniz

Konur Sokak'ta bir kış günü beklediğim yaz geldi aklıma. Senin o hiç Konur Sokak görmemişliğin sindi üstüme, durdum öyle. Maviliğini en çok gökyüzünden almış griye çalmış Ankara ezgileri sokağı inletiyordu yine. Bu şehrin bende kalemi kalmış diyorum şimdilerde.

Not defterimden üç sayfa koparttım bugün. Üç sayfanın ikisi mektup, biri de küçük bir not oldu sizin için. Mektuplardan birinde "beni korkutmak için seni aldılar, ama bilmiyorlar ki benim korkum sadece sensin başka da bir şey değil" diyordum. Not da ise "keşke gitmeseydiniz" yazıyordu. Keşke gitmeseydiniz...

                                                                                    kolaj tarafımdan yapılalı çok az olmuştur.

iç deney



İyi bir gelecek iyiden iyiye yok oluyordu
Belki bir kişi belki de hiç kimse buna inanmıyordu.

Son devrimin hayali ile akıntıya kapılıp gidiyordu insan. Bilemezdi hiç kimse olur muydu acaba dansını. Gözlerin uzak noktası, soluklanırkenki nefes alamamazlıklarıyla birleşiyorduk artık. Her şey bizim yanı başımızda olup bitiyor, biz ufku yamacımıza çekmiş seyrediyorduk. Denizi dalgalandıran bile avuçlarımızdı artık. 


Olanlara gözlerini kapatan üç-beş kişi görsek hayalsizliklerine küfredecek haldeyiz. Gerçek olan hayaldi şimdilerde zaten, bir de hayalsizlik adalet. Bazen çok öfkenlensek de biz yine gülümseme nöbetine saklarız enerjimizi. Sözler cümleler ben’le başlarsa biz’le bitecektir elbet hengamesi. Söylenebilecek en özgürlük nidası bile bazen sessiz de çıkabilir deneyindeyiz. Bu deneyi herkes yapıyor bunun bilincindeyiz. Bazen kendimizi unutuyor, kaptırıyor, çok sencileyin damarını yaşıyor ve geri dönüş yolunda yalnızken taklalar atıyor olabiliriz. Zaten yüzümüze yediğimiz yumrukları da o dönüş yolunda kendimiz kendimize vuruyormuşuz öyle demişler. Ama bak beni bilmiyorlar, ben bu eli tanımıyorum diyorsam tanımıyorumdur. Sözleri kendime benzetmiyorsam da üstüme giymiyorumdur. Bazen hissediyorum bu çok “bağlı” olunan şeyler hareket halindeyken, her hareketi o bağlılık alıyor mu omuzlarına? Bazı siyah ceketliler konuşuyor ya hani ve sen omuzlarına basılmış gibi hissedemeyecek kadar omurgasız mısın? Kendi omzuna tırman başka türlü nasıl yükselebilirsin ki, demiş Nietzsche. Bak sen şimdi Nietzsche dedim ya, biliyorum gittin. Arada şu fark var ki ben tepki gösteremezsin demedim.

                                                                    kolaj tarafımdan yapılalı çok az olmuştur.




Related Posts with Thumbnails
haberler haberler