"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20140714

bir arada olunca

bir arada olunca 
belki ânı durdurur 
kelimelerin geçişini izleriz birlikte 

alırız birini koyarız önümüze, 
sevişiriz usulca...
sözcükler bize bakar, 
biz birbirimize...
kimin kimi seçeceği belli belirsiz...
 

bir bakarsın, 
-kesin, 
biz sızmadan kelimeler sızar aramızdan...


14 Temmuz '14 



görsel : Anxious People by El Lissitzky

20140315

rüyamda

rüyamda bir sinemaya gidiyordum. ama apartman dairesinde bir sinema. hep gidermişim. ankaradaymışım hatta. son birkaç günümmüş o şehirde. hatta son günmüş gibi. çıkıyorum evden zorla.  ferzan özpetek'in son filmi. kemerlerinizi bağlayın. onu izlemek niyetindeyim. içeriye giriyorum kapının önünde başı öne eğik bir adam ve içeri kısımda bir kadın var. diyorum ben film için gelmiştim ama... cümlemi yarım bırakıyorum. içeriye göz gezdiriyorum sanki bir arbede olmuş. yıkılmış ortalık. artık film yok diyor adam. sinemamız yok. makineleri kırdılar diyor. nasıl olur diyorum. biraz anlatıyorlar isteksiz ve mutsuz bir şekilde. ben kapıda kalakalıyorum. o anlatırken o olaylar canlanıyor gözümde. birkaç adım geri atıyorum daha anlatırken. adam ondan kaçıyorum sanıyor. onları suçluyorum sanıyor. öyle değil ama... önce filmi izleyemeyeceğime üzülüyorum, son günüm zaten. bu mutsuzluk fazla diye geçiriyorum içimden. sonra sadece kendimi düşündüğüm için kızıyorum. sinema çalışanlarına üzüntülerimi belli edecek birkaç cümle kuruyorum. ama o cümleler de karışıyor. umarım bundan sonrası iyi olur gibi bir cümle. ama ben bile inanmıyorum cümlelerime. dışarı çıkıyorum. bir üst katta bizim araf gibi bir bar varmış, bir şeyler içmek istiyorum ama vazgeçiyorum, sokağa çıkıyorum. sokağın rengi kaçmış gibi. fazla gri. ankaraya bahar gelememiş gibi. sokaklar ıslak. öncesinde yağmur vardıysa durmuş gibi. ara sokaklardan yürüyorum uzunca...


 görsel : OSWALDO GUAYASAMİN

20140223

üzülmez misin?

elinde görüntüler var bir film çekmişsin, fragman hazırlaman gerekiyor. fragmanı hazırlarken nereden hangi görüntüleri alacağını tam kestiremiyorsun; sürekli sanırım olmadı, sanırım anlatamadım, yok hayır diyerek geçiyor. ama bir yandan da hazırlamaya devam ediyorsun. sanki hiç biri film hakkında gerçekten vermek istediğin duyguyu vermiyor, olmuyor. bir anda elektirikler kesiliyor, saatlerdir başında oturduğun bilgisayarında hazırladığın fragmanı hiç kaydetmemişsin. hiç beğenmemiştin ki. işte şimdi o olmamış fragmana bile üzülürsün, üzülmez misin?


photography-aneta-ivanova

20140222

Bir kedim olmalı



Bir kedim olmalı. Bir yerlerde unuttuğum bir kedim olmalı. Sesini duyuyor musunuz?

Geçen gece üstümüzden bir tren geçti. Ama gerçekten geçti. Önce çok sessizce bir şeyler düşünüyordum, sonra aslında biriyle konuşuyor olduğumu fark ettim. Bir ara gerçekten bağırdım. Ama bağırdığım kişi kendimdim. İnsan kendisine kızar mı hiç? Bağırarak hem de? Ben öyle yaptım. Konuştuğum adam önce anlamadı. Bir şeyler söylemek istedi, en mantıklısından açıklamalar yapmaya niyetlendi.  Sonra onu susturacak kadar bağırdım ben de kendime. Gerçekten beklemiyordu. Sessizce benim kendime söylediklerimi dinledi. Üzüldüğünü görebiliyordum. Çünkü ben de üzülüyordum. Bir an içimden kendimi gözümden düşürmek geçti. Nasıl yapacağımı bilemedim. Özdemir Asaf’a sığındım. Anlattı. 

Sahiden kızılacak şeyler mi yapmıştık. Yoksa sadece üzülecek şeyler mi? “İkisinin arasında çok ince bir çizgi var”, dedi adam. Sus, dedim. Ben konuşuyordum, kendimi aklıyordum. Bunu görmek korkunçtu. Kendimi affetsem yine iyiydi, bense aklıyordum. Kimden öğrendiysem artık... Aklandık geçmedi, affetsek geçerdi.

Tren rayları titreyip duruyor, sayısız trenin geçtiği gecenin izi sürüyor. Kedim nerede, söylesenize kedim nerede?


Related Posts with Thumbnails
haberler haberler