"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20120713

her şey biraz daha


kötücül mide ağrıları olmasa
bazen raskolnikova bağlamasa
mavi kuşlar hep uçsa
kabuklarım kaplumbağa bağlamasa

               her şey biraz daha iyi olabilir..

20120219

babam

Bir kalabalık içinde unutulan pili bitmek üzere bir kamera gibiyim.

Açığım yine tüm seslere, kişilere ve tümcelere. En karanlık içinde parlayan bir objektif misali aklım yine kendimde. Yazılmış yazılamamış tüm rüyaları belki bu kez ben uyumazken çekerim diye boşluk inancındayım dünyanızın. Ayaklarımı saldım pedala ama yüzüm asılı kaldı geçmişte. Kırılacak ne ruh kaldı ne de uyku ne de sahiplik. Tam ortasından kırılacak bir ben varım işte.

Kırdınız...

Babam beni bıraktı ve gitti. Seni istemiyorum artık demek istemiş. Biliyorum bunu benim yüzüme söyleyememesinde bile bir kırılmamışlık tutabilirim avuçlarımın içinde. Ben bile açmaya korkarım sonra avuçlarımı, ya paramparça olmuşsa diye... Bir insanlıktan kopmuşluğum, bir herkese ama herkese inanma isteğim aslında babama, babamın yaptıklarına inanmak istemediğimden.

O, benim en sevdiğim bisikletimi bir başkasına satıp gitti. Zannetti ki en sevdiğimi elimden alırsa kendisi de gidebilirdi.

Bakmayın şimdi böyle konuştuğuma, ben aslında bir çocuğum... Bir düşükopmuşluk dadandı rüyalarıma artık güzel şeyler olmuyor. Babam gitti, bisikletim gitti... Sonra bisikletim geri geldi ama babam gelmedi. Diyorum en azından gelmeyeceğim diyebilseydi...

Avuçlarımı insanlara sürüyorum şimdilerde babamın gizini bana anlatmasınlar diye. Zannetsin ki beni üvey evlat olarak alan kadın bile “babamı unutabiliyorum” adında. Ama öyle değil. Babamı hatırlıyorum, hatırlıyorum da, diyorum avuçlarımda daha fazla tutamadığım bu kırılmamışlık beni ona bir kez götürse...  

Tüm insanlar beni sevebilir. En kötüsü de, en kendine sevgisizliğinden sevgi yaratanı da sevebilir. Fakat herkesin sadece beni babamın beni sevmemesinden ve istememesinden doğan bu sevgisi bana hiçbir şey anlatmıyor diyeceğim onlara bir ara, ama şimdi değil... Beni sevemeyenler olduğunu bildiği için sevenler gerçekten mi severler? Durun ben o sevmeyene sorayım diyeceğim ama ona gitmem onun için hiçbir anlam ifade etmeyecek. Benim gerçekten bu çocuk halimle anlamayacağım kadar kötüyse bir şeyler, ben belki de anlamaya zorlamamalıyım sizi. Biliyorum o kırılmamışlığımı avuç içimde unuttum ama siz de beni bu kalabalık içinde unuttunuz. Benim pilim bitmek üzere, yardım edin...

film karesi:  the kid with a bike

bknz. annem


20120115

Tersi ve Yüzü - Albert Camus



Bu incecik kitapta o kadar kocaman bir varoluş var ki... Tahsin Yücel önsözünde Camus'un bu kitabı hiçbir zaman bitmeyen  ya da yayınlanması için uzunca süre beklediği, bitmediğine inandığı bir serüven olarak gördüğünü yazıyor. Camus da önsözünde onaylamış. Kitap aslında bitmiş ama düşünceler yürüyor fikrimce. Şimdi ben de bitirdim kitabı ama ellerim ceplerimde bir akış seyrindeyim. Çoklukla izimi kaybettim. Var ya da yok, ters ya da düz, ölü ya da diri tüm insanlar içimde, benimle birlikte kendimle. Kendim, kuşkusuz ki en çok kendim huzursuz ediyor beni Albert Camus'un rotasında.


Related Posts with Thumbnails
haberler haberler