"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20081217

anlam, bilinç, gelecek ve gıdaklamak üzerine


Hayatın geçmişine dair kurulan cümlelerin kalıplaşmaya başladığı gelecek anlarında, gözüme daha bir çirkin göründüğünü hissediyorum geçmişimin.

Geçmişte kalan ve pek çok çözümlemiş olduğum olay, şu an anlattırırken kendini yeni kelimelere ihtiyaç duymuyor. Hani bu bugün çok geçmiş bir zaman olabileceği gibi, aslında vakti zamanında hiç geçmeyecekmiş bir zaman olduğunu düşündüren bir şey olduğu yanılsamasını da beraberinde getiriyor.

Nasıl oldu, niye bu kadar ağır oldu, o zaman neden böyle göremedim, neden o günlerde yaşanan şey sürekli yeni düşüncelere ihtiyaç duyar ve beni kıvrandırırdı "bugün" anlayamıyorum. Çünkü bugün gayet müzmin edayla, durulmuşken, geçmişe dair bugün aklımda geçmişte kurcaladığım gibi kaç on tane düşünce var onları görüyorum ve işin açıkcası dostlar bu raddede,

...bedenim için üzülüyorum.

Onu düşünce yoğunluğundan boşaltamadığım sevgili beynim, yolları arşınladıkça yeni çelişkiler doğuran ayaklarım, sırtındaki kabuğun ağırlığından yere daha yakın durmayı en doğru yol olarak seçmiş omuzlarım ve tüm bunların içerisinde kimseye tam anlamıyla zaman ayıramadığından yakınan yüreğim..

Eskiden insanlara özen gösterirdim, şu an o özeni göstermek için bile zamanım yok. Keşke eskisi gibi olsa dediğim bir an da yok. Kalanlar hep yanımda ama geçmişe dönüp baktığımda bazı insanlara ne kadar zaman ayırdığımı, anlamaya çalıştığımı, çabaladığımı ve pek çok da yorulduğumu görüyorum.

İnsanlara dair hala bir ön yargım olduğu için değişmedi bu serüvenim. Sadece kendimi kendimle anlamlandırmaya, başkaları gözünde anlamlandırmaktan daha kalıcı olduğunu düşünerek başladım bu usüle. Sanırım.

Şimdi mutlu muyum?

Sadece geçmiş kırıntıları yokladıkça yorgunluk hissetmenin bilincindeyim, bir o kadar da şimdilerde yaşadığım farklı türlü hayatın ileri de yorgunluk getirip getirmeyeceğinin bilincinde değilim.

Zamanın göstereceği şeylere hiç şaşkınsız da hazır olduğumu hissediyorum. "Şaşırmamalıyım"ı cümlelerimin ardına yamıyorum.

Son durum değerlendirmesi:

Geçmişe dair bilinçliyim.
Gelecek, bilinçsizlik kümesi içinde gıdaklıyor.
Şaşkınlık artık benim için hiç bir anlam ifade etmiyor.

1 yorum:

Mustafa Özkan dedi ki...

Yasemin haklısın. İnsan bazı olayların üzerinden zaman geçtikten sonra anlıyor ki o zaman dilimi içerisinde tamamen farklı bir tutum göstermiş. Bazen bu farklılık tamamen karakter-dışı da olabiliyor. Bunun nedenini uzun zaman önce olgunlaşma kavramına bağlamıştım. Belki yazınla pek alakası olmayabilir ama bugün, çok önceleri yaptığımız birşeye anlam veremiyorsak (ki bu şeyler en basitinden saça jöle sürmek gibi değilde daha karmaşık şeyler) bu olgunlaşma ile açıklanabilir. Buna ek olarak karakterdeki ani değişimler de etkendir. Ya da herşeyin haricinde, buna benzer birşey. Zaman aslında ne kadar tartışmalı bir kavram...

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler