"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20090427

Ankara'yı silkeliyorum












İlgi çekmeye çalışan ilginç kıyafetli insanlar vardı. Bekliyorlardı. İçlerinden çıkacak olan bir başka kişinin görüntüsünün gürültüsünü sindirmeyi... Saçlarını kazıtmış bir başka biri gözlerime bakarken saçlarıyla bağırıyormuş gibiydi. Mini eteğini giymiş hatunun çığlıklarından çok daha az ilgi çekici olduğu kesindi. Bense sadece bu görüntülere kulak tıkamakla meşguldüm. Şeffaftım hiç olmadığım kadar. Giydiklerim ruhumu yansıtıyor ve kimseye bağırmıyor sanıyordum. Hani şeffaflık öyleydi ya, kendimi gördüğüm vakit başkalarını görmemeye başladım. Görüntülerinin gürültüsünü duymuyordum. Derken yürür halde salınan koluma bir kol takıldı. Dersin sanki bir köpek ısırdı. Canım yandı. İçim acıdı. Kızardı kolum. Aldırmadım. Yürümeye devam ettim. Konur Sokak'tayım. Adımlarım sık ve birbirine ihanet etmeyen türden. Yüksel'den bu sefer de geçeceğim. Bu kez de Kızılay’ın Yüksel kokusunu içime çekmeden gitmeyeceğim. Kaldırımları yoktur bu sokağın. Bütündür yer ile insanlar. Ağaçlarla aynı tabana basar ayaklarımız. Bir başkasının çiğneyip geçmesine izin verdiğimiz ruhlarımızı bırakırız.



Acıyor lanet olası. Kolum çok acıyor. Duymuyorum hala. Görüntü yok adeta. Gürültü yok ortada. Şeffafım. Sadece içimi görüyorum. İzliyorum kendimi. Ama acıyor. Belki de kanıyor. Bakmıyorum. Ruhuma odaklanmışım. Yürümeye devam ediyorum. Selanik'teyim. An be an yüzümde bir acı. Tokat yemiş gibiyim. Sızlıyor. Kafamı toplayamıyorum. Adımlarım yavaşlıyor. Yönümü şaşırıyorum. Başım dönüyor. Durmak istiyorum.



Bir el uzanıyor belime. Sarıyor beni. Acıyor her yanım. Ağlıyorum. Bakıyorum tekrar tekrar. Tekrar bakıyorum. Görüyorum. Sarılıyorum. Unutuyorum. Susuyorum.



Aniden gürültüler doluyor her yanıma. Gürültülerini tanıyorum. "Böyle iyi", diyorum. "Çok çok daha iyi." Bir ton küfür savuruyorum gökyüzüne. Bir gürültü de ben oluyorum. Yankılanıyorum. Ezilecek ruhlara sızıyorum. Acı veriyorum. Köpek oluyorum. Tokat savuruyorum. Size bağırıyorum. Bir gürültü oluyorum. Kulak tıkayanların ensesinde bitiyorum. Ankara'yı silkeliyorum sonra. Üstündeki tüm mikropları arnavut kaldırımın altına itekleyip tertemiz ediyorum. Yüksel'deyim. Ağaçların bir kökünde de ben yatıyorum. Pek tekin değilim. Dikkat edin!

4 yorum:

Semih Arslan dedi ki...

bence gayet ankara'ya isyan etmesine rağmen ankara'nın tam içinden biri gibi konuşmuşsun

Beytepe Kaplumbağası (Yasemin Şahin) dedi ki...

Ankara'ya isyan edip Ankara'yı seven biri gibiyim...

Dudu Hilal dedi ki...

Ankara'yı içimde hiç bu kadar farklı hissetmemiştim. çok güzel yazmışsın.

Yasemin Şahin dedi ki...

Teşekkür ederim Hilal...Beğenmene sevindim..

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler