"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20090419

on üç





-BİR-


Dağılan kabukların paramparça yollara serpildiği bir an vardı. Etrafa saçılmış olan her bir kabuk parçası bir başkasının ayağına batıyordu.

-UZAK-

Yürüyorum. Uzun bir yolun en sol tarafındayım. Yakınlaşmak adına atılan her bir adımım daha bir uzağa götürüyor bedenimi.

-ÜÇ-

Hepimiz bir başka birimizin aracısıyız. Sen benim yolda yürümeyi öğrenmemin aracısısın. Ben senin beni bana benzetmenin.

-RİTÜEL-

Onun için hayatın saçma sapan bir ritüeli vardı. Yaşardık ve biterdi. Neydi telaşı? Sonunu bilmek başlangıcı yaşamamaktan yeğ miydi? Telaş yapmaya gerek yoktu. Ne de olsa yaşanacaktı.

-ÖPÜCÜK-

Ayağınına cısı yüreğini öpüyordu sanki. Yüreğine konan her bir dudak hamlesi tükürük bırakıyordu bedenine. Yayılıyordu. Yapışkan, saf, kokulu. Sarı belki. Kabuklara doğru aktı. Birleştireceğim sandı.

-ALTI-

Bedenimden uzaklaşıyordum. Bir vakit kabuğum bedenim olmuştu. Bedenimi mi değiştiriyordum. Bunu yaparken çok mu acıtıyordum? Çok mu acıtıyordum?

-NEFES-

Aracı çektim tekrar sola. Baktım ardıma. Geride kalan yol ileriyi işaret ediyordu aslında. Sarmaladım yola nefesimi. Bıraktım arabayı. Yürüdüm sonra.

-KARMAŞA-

Güneşimin kabuğumu eritip asfaltla bir bütün olduğunu hayal ettim. Artık kimsenin benden olan bir şeyle canının yanmayacağını.

-Ama ilk defasında yakmalıydı!

Hayır!

Güneşin kabukları ısıtıp sizin ayaklarınızı eritmesini hayal ettim. Hayal ettim ve oldu!

Evet, oldu!


-KİN-

Eriyecekti. pek çok şey eriyecekti. Düşünceler eriyecek, soğuyacak, tanıyacak, tanıtacaktı.

Tükürdüm yere. Saf, kokulu ve sarı.

-ON-

Sonra baktım güneşe. Dedim sana ne çok benziyor bu şey. Senin de kokun var mı?

Tükürdüğümü bile kuruttu densiz. Bir tokat savurdum güneşe. Düşmüşüm. Kanıyorum. Kırmızı.

Düşmüşüm.
Dönmüşüm.
Sonmuş.
Sonra solmuşum.

-GAYE-

Tokatımı geriye atmışım. Yüzümü kabuklu bataklığa düşürmüşüm. Kabuk deidğin güneşe selam durmuş sonra. Kurutmuş. Yapışmış. Dedim sen de mi? Bu muydu amacın?

-YOK-

Sana da söylemeliyim.
Ben yokum.
Ve artık kim var bilmiyorum.

-ON ÜÇ-

Bilmiyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler