"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20110611

Vozvrashcheniye(2003)


The Return-Vozvrashcheniye

Yön:Andrei Zvyagintsev

Oyn: Vladimir Garin-Andrey
           Ivan Dobronravov-Ivan
         Konstantin Lavronenko-Baba
         Natalya Vdovina-Anne



Andrei Zvyagintsevin bu ilk uzun metrajlı filmi, estetik açıdan yönetmenin reklamcı kimliğinin vurgulandığı, hatta bu kimliğin bir sinema filminde pek çok dezavantaja dönüşebilecekken bunu tam tersi yöne oynadığı görülebilecek filmdir. Fotoğraf kareleriyle tamamlanmış, hatta bu karelerle özetlenmiş bir sinema filmi ortaya çıkarmaktadır rus yönetmen.

Anneleriyle yaşayan iki erkek kardeşin yıllar sonra eve dönen babalarıyla birlikte çıktıkları yolculuğu anlatan filmde, rus gelenk yapısının dini referanslarını da barındırdığı söyleniyor.. Filmde “baba”nın sadece bir fotoğraftan -ki bu gösterilmesi yasak bir fotoğraf ile ikon temsili adeta bir İsa figürü olarak gösteriliyor, ulaşılamaz kimse.

Filme bakış yönü bu doğrultuda olduğu  sürece Dönüş, dinsel bir alegori olarak karşımıza çıkıyor. İyi olup olmaması değil bakış açımızı değiştirecek hatta gerekirse bizi düşünürken yoracak bir film izlemiş olmanın önemini vurgulamaya çalışıyorum. İşte bu filmlerden biri de Dönüş’tür. Bu filmi “sadece” izlerseniz elde edeceğiniz hiçbir şey yoktur. Hatta oldukça uzun ve sıkıcı bile gelebilir.

Çocuklarıyla yaşayan anne de baba figürünün ayrı bir temsilidir çocukların üzerinde. Babanın olmaması söz konusu, asla bakılmayacak bir fotoğrafta kalması söz konusuyken, “Babanız içeride!” anı, tedirginliği çocukların baba özlemi içerisinde öfkelerini de koruma çabaları birer fotoğraf karesi niteliğindeki görüntülere yansıdıkça daha çok hissediyorsunuz ve filme dahil oluyorsunuz.



Babayı sadece çocuklarının gözünden görüyor olmak  filmin gidişatı içerisinde hakikaten yeterli deyiveriyorsunuz. Baba; tolerans tanımayan, ketum, haddinden fazla gizemli, (klasik rus aile yapısından gelen kutsalcılığıyla) hiyerarşist ve ahlakçı olduğu kadar; kanat geren, becerikli, iç-görüsü müthiş, oğullarının bakışlarından ne düşündüklerini, ne anlatacaklarını bilen ve bu duygusal bağı açığa vurmayan bir insandır.

Beraber çıktıkları yolculuğun sonrasında her bir kareyi für dikkat izlettiren film, az diyalog çok fazla mimik ve  görüntü kalitesiyle gerilimi had safhaya ulaştırmayı başarmıştır. Yolculukta çocuklardan küçük olanı İvan asidir, gel dersin gelmez, git dersin gitmez… Büyük çocuk Andrey babasına hayran hayran bakar, babası çağırdığında dolu dolu “efendim baba” sıyla görünen bir kişi. Baba, yeme içme balık tutma arasında ara ara, diyaloglarına ulaşamadığımız telefon görüşmeleri yapmaktadır, bunları yaparken de oğullarının üçüncü şahıslarla olan ilişkilerini test etmektedir. Demek ki diyalogların bir önemi yok... Bize verilmek istenen, bir babanın ayakları üzerinde durabilen çocuklar görmek istediğidir. Her ne kadar sert tavırlarla sevgisini belli etmek istemez görünse de, bi içeriden bakışla babadaki çocukları önemsiyor olduğu gerçeğini görmek gerçekten filmde verilen mesajlar arasındadır.

Ivan’ın asi tavırları Andrey’in babaya yamanmaya çalışıyor olması arasında iki kardeşin birbirleriyle aynı kaderi paylaştıkları “babasız geçen” günlerdeki samimiyetleri artık yok gibi görünmektedir.. Ta ki babanın Andrey’i balık tutmaktan geç döndükleri için arda arda attığı şamarlar üstüne Ivan’ın babasına “o ulaşılamaz insana” bıçak çekmesinden “Ona bir daha vuracak olursan seni öldürürüm!?” repliği bize filmin başındaki o kuleden denize atlayamayan İvan’ın masum ve ödlek imajını gözünde oluşturmuş abisine ayrı bir ders teşkil etmektedir. Ivan içindeki en büyük sancılı-sevgiye seni öldürürüm derken kendisini pek çok konuda   olduğu gibi bu konuda da aşacaktır.



Ve final. Mükemmel bir doğanın içerisinde harmanlanmış şiirsellik ve coşku dolu duygu fırtınası. Adada  o “kule”den bir tane var. İvan babasından kaçarak  koşar ve kuleye tırmanır, baba da peşinden… Ivan “kule”dedir artık, “atlanılması gereken yer” de. Ve ölüme yakındır Ivan değil artık Vanyadır O.

Ve  atlanılması gereken yerde, atlamak isteyen, hayattan atılması gereken veya katlanılması gereken duygular eşliğinde şaşkınlık beklenen final değildir.. Tüm hayat boyunca sürmesi beklenen bir sevgi-nefret ilişkisidir aralarındaki. Ve sürecek midir?

Anlamını ikinci kez izlediğimde çözebildiğim fotoğraf kareleriyle son bulur film..


yazının tarafımdan yazılma tarihi:10/2006

8 yorum:

Cüneyt Karakuş dedi ki...

En sevdiğim ilk filmlerdendir. Durumu çok güzel özetlemişsin...

Volkan dedi ki...

doğa üstü bir filmdir nazarımda.

mine dedi ki...

aaa evet ya geçenlerde annem seyrediyordu ben de sonuna denk geldim ....
afiş süpermiş ...

Yasemin Şahin dedi ki...

Ben de izlediğimde inanılmaz etkilenip yazmıştım, okumanıza ve ziyaretinize sevindim, sevgiler..

Başak dedi ki...

film gerçekten oldukça durağandı... bu açıdan benzemese de şimdi görünce direkt son izlediğim filmlerden "let petits mouchoirs" namı diğer küçük beyaz yalanlar geldi aklıma. gerçekliği ve abartıdan uzak olması sanırım ortak noktaları. teşekkürler paylaşım için.

Yasemin Şahin dedi ki...

söylediğin filme bakınıyorum şimdi:)
teşekkürler yorumun için, sevgiler,

pelin pembesi dedi ki...

Film ,çocukları içerip, dünyalarına yolculuk niteliğinde olduğundan beğenmiştim.özellikle dediğin gibi ''babanız içerde'' sözüyle oluşan duygu karmaşasını hissetmiştim.
film yorumlarını yine bekliyorum..

Yasemin Şahin dedi ki...

babanız içeride repliği hala benim de gözümün önünden gitmeyen bir sahne filmi düşlediğimde...

film yorumları kendimden umuyorum ki gelecek.. sevgiler, teşekkürler

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler