"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20110623

AZ üzerine Hakan Günday'a mektup



Kanadığım günden beri sana yazmıyorum. Sana senin isminle hitap da etmiyorum artık. Kör bir bakış oturdu içime, düşünsene, seni bile görmemekte. Dünyanın şekli hakkında fikir yürütmeyi geçmiş ahali, ben desem ya onlara işte aslında tam da yeri…

Size sizin cümlelerinizle cevap vermeyeli belki yıllar oldu. İlk kanamamın üzerinden seneler geçti ve siz hala geçemediniz. Aklımın bir köşesinde tüm insanlığın önünde saygıyla eğilmemi sağlayacak birkaç kişi var hala neyse ki… Ama sormayın şimdi, çünkü insanlık benden geçti.

Nereye gidecek olsak yüzümüze vuracak okyanuslar iyiden iyiye azaldı. Savuracak bir dem rüzgar, bizi çekip çevirecek sonbahar, tüm zamansızlığıyla bizim üzerimizi örtecek dünya yok artık.

Sözün bittiği yerlere geldik, en sevdiğim adamın bile artık yazamadığını duymak kadar koymuyor artık hiçbir şey.


Özetle, bir Derdâ tuttu beni. Dert gibi bir şeydi, içimi kemirdi. Yedi bitirdi. Kafamın içinde güvercinler saçıldı. Kanamam durdu. Derdâ’nın ağlaması durdu, Derda’sı doğdu. Keşke doğmasaydı da Derdâ, Derdâ kalsaydı. Yıktı, geçti. Bakın şu dünyada bir Hakan Günday bizden dünyaya esirdi, şimdi yazar oldu. Keşke dedim bir güz daha geçseydi, bu adamın üzerinden bir silindir daha geçseydi de bir bize bıyık altından gülümseseydi. Gülümseyemedi! Geçti gitti.

Yazarlığı bizden silindi, hele bir de bir yeni yetme daha Oğuz Atay’dan söz etmedi mi? Gözümüze sokmadı mı tüm o içsel nehrini, akışını, durağanlığını, karmaşasını, yazarlığın hazzını, doyum noktasını ve olmayan insanlığı! Halbuki tüm bunlar bundan önce olduğu gibi hep sessiz söylenirdi, Atay’ın ismini bile fısıldarken ürkerdik hala biz. Bundan öncesindeki yazdığı tüm kitaplarında vardı kelime aralarında tamam da, bu kadar bağırmak da şimdi neyin nesi?

Derdâ doğurdu ama artmadı. İkiye bölündü ama çoğalmadı. Bir Hakan Günday vardı Az’dan öncesi ve sonrası…. İki parça oldu içimiz, bir hiçtik biçimleştik. Haberin olsun Hakan Günday, biz bu kitaptan çıkıp gittik…


9 yorum:

mine dedi ki...

bu kitap da karşıma çıkar oldu sıklıkla okumalı mı karar vermiş değilim dur bakalım biraz daha zaman tanımalı kendisine : )

Yasemin Şahin dedi ki...

Hakan Günday'ı hiç okumadıysan bu kitabıyla değil diğer kitaplarıyla tanımalısın mutlaka... Diğerleri çok iyidir, severiz kendisini :)

mustafa dedi ki...

az la baslamak yanlis olur...kinyas ve kayra iidir

pelin pembesi dedi ki...

kinyas ve zarganayı çok duydum ama be de daha okuyamıyanlardanım..

spike spiegel dedi ki...

"ziyan" gayet iyiydi "az"ı da çok merak etmekteyim.

Yasemin Şahin dedi ki...

ziyan, bence de oldukça iyiydi, diğer kitaplarını da okumalısın. azın ilk yarısı muhteşem sonrası yazıda dediğim gibi.

Adsız dedi ki...

bnce sırasıyla okunmalı hiç bozmadan

Başak dedi ki...

kitabı okurken "hayatımda okuduğum en kötü kitap" dedim bi sürü kez. bikaç kez de "wooowww" :) yine de okunmaya değer yazarlardan biri bence...

Yasemin Şahin dedi ki...

Derdâ'yı anlattığı ilk bölüm çok iyiydi. Sonrası feci fiyasko ama öyle böyle değil , feci...

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler