"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20120219

babam

Bir kalabalık içinde unutulan pili bitmek üzere bir kamera gibiyim.

Açığım yine tüm seslere, kişilere ve tümcelere. En karanlık içinde parlayan bir objektif misali aklım yine kendimde. Yazılmış yazılamamış tüm rüyaları belki bu kez ben uyumazken çekerim diye boşluk inancındayım dünyanızın. Ayaklarımı saldım pedala ama yüzüm asılı kaldı geçmişte. Kırılacak ne ruh kaldı ne de uyku ne de sahiplik. Tam ortasından kırılacak bir ben varım işte.

Kırdınız...

Babam beni bıraktı ve gitti. Seni istemiyorum artık demek istemiş. Biliyorum bunu benim yüzüme söyleyememesinde bile bir kırılmamışlık tutabilirim avuçlarımın içinde. Ben bile açmaya korkarım sonra avuçlarımı, ya paramparça olmuşsa diye... Bir insanlıktan kopmuşluğum, bir herkese ama herkese inanma isteğim aslında babama, babamın yaptıklarına inanmak istemediğimden.

O, benim en sevdiğim bisikletimi bir başkasına satıp gitti. Zannetti ki en sevdiğimi elimden alırsa kendisi de gidebilirdi.

Bakmayın şimdi böyle konuştuğuma, ben aslında bir çocuğum... Bir düşükopmuşluk dadandı rüyalarıma artık güzel şeyler olmuyor. Babam gitti, bisikletim gitti... Sonra bisikletim geri geldi ama babam gelmedi. Diyorum en azından gelmeyeceğim diyebilseydi...

Avuçlarımı insanlara sürüyorum şimdilerde babamın gizini bana anlatmasınlar diye. Zannetsin ki beni üvey evlat olarak alan kadın bile “babamı unutabiliyorum” adında. Ama öyle değil. Babamı hatırlıyorum, hatırlıyorum da, diyorum avuçlarımda daha fazla tutamadığım bu kırılmamışlık beni ona bir kez götürse...  

Tüm insanlar beni sevebilir. En kötüsü de, en kendine sevgisizliğinden sevgi yaratanı da sevebilir. Fakat herkesin sadece beni babamın beni sevmemesinden ve istememesinden doğan bu sevgisi bana hiçbir şey anlatmıyor diyeceğim onlara bir ara, ama şimdi değil... Beni sevemeyenler olduğunu bildiği için sevenler gerçekten mi severler? Durun ben o sevmeyene sorayım diyeceğim ama ona gitmem onun için hiçbir anlam ifade etmeyecek. Benim gerçekten bu çocuk halimle anlamayacağım kadar kötüyse bir şeyler, ben belki de anlamaya zorlamamalıyım sizi. Biliyorum o kırılmamışlığımı avuç içimde unuttum ama siz de beni bu kalabalık içinde unuttunuz. Benim pilim bitmek üzere, yardım edin...

film karesi:  the kid with a bike

bknz. annem


3 yorum:

Electrosm dedi ki...

güzel

Nisa Artun dedi ki...

veyahut hiç bisikleti de olmayabilirdi. hiç babası olmayacağı gibi. 'bisiklete binmek gibi kolay' cümlesini ömrü boyunca anlamayacaktı. bir babaya sahip olmanın tüm güzelliklerini anlayamadığı gibi. Anlayamadığım gibi...
uzun zamandır beklediğim bir yazıydı, kaleminize yüreğinize sağlık.

Yasemin Şahin dedi ki...

nisa, her şey olabilirdi tabii, kuşkusuz her şeyin bizim hikayemiz de olabildiği gibi.


teşekkürler...

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler