20100113
Tam da otobüsün uzunca süre durduğu bir molada…
20080604
Bir çocuğu psikopatik yapacak anne saçı çözümlemesi
Geçenlerde tıklım tıklım ego otobüsü seferlerinden birinde ayakta durmak için üstün bir çaba harcarken, oturanları da eş zamanda incelemeyi sürdürüyordum. Her zaman yaptığım gibi. Bir takım çıkarımlar, düşünce silsileleri aldı götürdü beni. Zaten gidilen yolun kıymetini nasıl insanların beni daha çok düşündürdüğüyle ölçmeye alıştım artık. Birinin üzerinde kaç dakika daha fazla durabiliyorsam o insan benim gözümde daha bir değerli, daha bir sonraki görüşümde sizi bir yerden tanıyorum ama bilemedim şimdi dedirtici oluveriyordu.
Böyle günlerden birinde çocuğunu kucağında hareket halindeki otobüs kadar hareket halinde oturtmaya çalışıyor olan bir kadın dikkatimi çekti. Kadının kucağındaki çocuğu 5-6 yaşlarında olsa da, aklı erecek bir çağda olduğu aşikârdı. Çocuk camdan dışarıyı uzunca seyrettikten sonra annesine doğru kafasını kaldırdı ve büyük bir şaşkınlık vermeme sebebiyet veren o cümleler duyuldu:
-Annemin saçları ne güzel, ne güzel...
Bu cümlede belki hiçbir şaşırtıcı unsur yoktur ama bahsi geçen ve okşamaya meyil etmiş ellerin bir türbana doğru uzandığını düşününce ağzınız benimki kadar açılır mı bilmiyorum?!
Annelerin saçları daha bir okşanma isteği uyandıran türdendir bilirim. Benim yaşım elvermediği için 'afacan, afacan' diyerek severim. Ama bu çocuğun gerçekten okşamak istediği o saçların bir küçük bez parçası ardında olmasını geçtim, o bez parçasını annemin saçları ne güzel diye sevmesi....Söyleyecek söz bulamıyorum. O kadın hiç şaşırmadı ama ben şaşırdım. Çocukların hayal güçlerini 'Türban altında birkaç tutam saç var aslında!' hayalleriyle değil, o türban da aslında saç yerine geçebilecek doğrultusunda geliştirmek ne kadar çarpıcı, bir o kadar gerçek ve ne kadar şaşırtıcı...
Ego toplu taşıma seferlerinden birinde bu çocuğu bugünlere taşıdık ya hadi hayırlısı, daha neler göreceğiz demeden edemiyor insan!
20080223
Hepimiz topyekün cahil miyiz bu hayatta?

Balta girmemiş ormanlar var şu dünyada. Hani onlarca yaprağını tüm ağaçlar gibi yine sonbaharda döken. Köyümüz var, hani hiç gitmediğimiz. Evimiz var, hani biz tatildeyken hırsızların dadandığı ve bizim görmediğimiz.
Neyse dağıtmayım konuyu; bir ağaç var hiçkimsenin görmediği bir saat, dakika, saniye, sanise yaprağını düşürüyor yüzeye. Kimse görmedi, kimse şahit olmadı, kimse sezinlemedi bile. Öyleyse bu yaprak düşmedi diyebilir miyiz? Bu yaprağın düştü diye iddia edemeyeceğimiz kadar?
O bilgi hiç var olmadı. Öyleyse bu bir bilgi mi?
____________________
Siz cevabı düşünedurun ben kendimce atayım şu silsileyi bir dışarıya..
-Bu bilginin varolduğunu varsaydığımız an bile aslında o bilgi vardır.
-Peki o halde her varsayan doğru mu söylüyor?
-Zaten dünyada varolan her bilginin doğru olduğuna dair bir genel-geçerlik de yok.
-Bilgi sadece vardır. Doğruluğu yanlışlığı da başka bir bilgidir.
-Yani yaprak düşmüştür bundan binlerce yıl önce de. Toprağa karışanı da, karışmamışı sararıp solmuşu da vardır yeryüzünde.
-Biz oturup bunu düşüneceğimize düşen yapraklara özlem duyalım şu güzelim kış gününde! Bırakmadı kış bize yaprak..Canı ister demek ki sağlam bir dayak! Al işte atamadığım dayağın bilgisi de bu satırlarda. Attığımı varsaymak bilgi mi şimdi?
- Soyut bi oluşuma nasıl dayak atayım ben?
-Hani her şey bir bilgi diyoruz. Soyut düşünceler... En önemlisi 'din' olgusu hakkında türetilen düşünceler de mi bilgidir?
-Bu varsayıma inanmış onca insan varolduğu için mi bilgidir? Şimdi bu varsayılanlar ilk ortaya atıldığında sırf düşündükleri için öldürülen havariler de bilgi taşıdıkları için mi öldürüldü? Bilgiyi yoksaymak o zaman mümkün değil! E varsaydıklarımız da bilgiydi, yoksaydıklarımız da?
O zaman her şey bir bilgi ise.. Bilmediklerimiz bizi bilgisiz mi kılıyor. Hepimiz topyekün cahil miyiz bu hayatta?
İnsanlar cahil olmasın diye var sayılan, yok sayılan her bilgiye eriştirmekse benim görevim bölümüm itibariyle, ne yapacağım ben bu 'bilgi'yle...
not ki tam tospağa: bazen dersleri alttan almak bölüme farklı bir gözle bakmayı getiriyormuş, güzelmiş. Sonuç?
(-bazen sonuç olmaması olmasından güzeldir.
kıvır Tospağa, kıvır...)
