"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20090320

S - A N K İ





Sakallarını kaşıyordu. Yüzüne tutturulmuş bir toplu iğneler dizisi gibiydi. O kaşınırken çıkan sesler onun yüzünü yüzüme sürme isteği uyandırıyordu. Yüzünü kaplayan o simsiyah ve kirli şeylerin hepsini bir bir hissetmek istiyordum. Dokundum usulca. Ellerimin altında bir kirpi varmış ve o benden daha tedirginmiş gibiydi. Değil miydi, korktuğu anda sivrilirdi dikenleri?...

Savunmasız duran bu yüzü bütünleyen gözlere çevirdim gözlerimi. Masum ve ağlamaklı ifadesi ona dokunan beni birden içine çekti. Gözleri gözlerimi mıknatıs gibi kendine yöneltirken kimsenin gözlerini hala kaçırmamış olması şaşırtıcıydı. Biri önce davranacaktı ama o biri bizden biri değildi sanki.

Ellerim sakallarını serbest bırakmıştı. Onun o içimi gıcıklayan sesi sona ermişti. Şimdi bir tümce beklenmiyordu kimseden ya da bana öyle geliyordu. Sessizlik iyiydi. Ellerim onun yüzünde, gözlerim gözündeydi. O da bana bakıyordu. Dudakları çekimsizdi. Islak değildi. Kurumuş; hatta çatlamaya yüz tutmuştu. Onun dudaklarını izlerken dudaklarımı ıslatıverdim bir anda. Bilerek ve isteyerek olmamıştı ki, sadece o kuruluktu bana bunu yaptıran, belliydi. Susuz çöle gidince daha çok susamak gibi sanki...

Birden dudaklarımın arasından çıkan sesle irkildim. Avazım çıktığı kadar bağırıyor ve zihnimi uyandırıyordum. Başkalarına bir şeyler anlatmak istiyor gibiydim. Kulaklarım kendi sesimi duymak istemezcesine kapansa hiç şikayet etmezdim o vakit. Bir an sağır olmayı diledim. Çok bağırıyordum. Tüylerim ürperiyordu onun sessizliğinden, benim çok sesliliğimden. Bir şeyler dese, şu ağlamaklı yüz ifadesini en azından başka bir ifade süslese...

Bağırırken yüzündeki sakalları en son ne zaman kesmiş olabileceğini düşünüyor, yanıldığımı bile bile kendimden emin olup tahminimle mutlu oluyordum. Kendi kendime... Dokunmak istiyordum yine. Kollarımı kaldıramadım. Vücudumda bir ağırlık var gibiydi. Kollarımı, omuzlarımdan sonrasını hissetmiyordum. Öylece kaldım. Çığlığım hala dudaklarımdaydı. Gözlerimden akan yaşlar ağzıma doğru sızıyor. Burnum ve gözlerim aynı anda ıslanan birer merkez olmuştu, su birikintisi içinde bırakıyorlardı dudaklarımı. Kuru değildi onunki gibi. Islaktılar artık daha fazla. Sana derin derin bakarken gözlerim bir an yaşların içerisinde boğuluyor, buğulanıyor; sonra yere düşen damlayla birlikte tekrar aydınlanıyor, sana bakmaya devam ediyordu.

Bakmaya devam etti - ettim. Dudaklarının kurusunu gözyaşlarım ıslatsın istedim, olmadı. Bakıyorduk birbirimize, yüzünün her bir kıvrımını ezberlemiş gibiydim. Islanan gözlerimin içine bakıp hala benim için ifadeni değiştirmemiş olman çok garipti. Bağırıyordum. Susuyordum. Yine bağırıyor. Yine susuyordum. Gözlerim yerinden fırlayacak gibiydi, sana bakıyordum sadece. Seni istiyordum. Öpmek, koklamak...

Bir an sustum. Gözlerim yere doğru kayıverdi. Dudaklarım kapandı. Ses çıkmıyordu artık benden. İzliyordum kendimi sana bakarak. Kollarım beni aşağı çekti usulca. Hiç korku duymadım, hiç hissetmedim. Sanırım(!) şu an kafamı vurdum yer ile bir bütünüm. Bacaklarım kopmuş gibi. Yaşlar süzülen yanaklarım toprak topluyor şu an. Dudaklarım hafif aralanmış, bağırmıyor artık. Ve işte duymuyor kulaklarım. Görmüyorum. Düşünmüyorum. Seni hissetmiyorum ve sevemiyorum.

Başka bir dünyaya giderken sevdiğini daha çok sevmek gibiydi her şey sanki.

Sanki.

8 yorum:

hye dedi ki...

Bloguna girerken google uyarı veriyor haberin var mı? Şikayet edilmişsin sakıncalı içerik diye:((

Beytepe Kaplumbağası (Yasemin Şahin) dedi ki...

Evet biliyorum ama nasıl kurtulacağımı bilmiyorum.. Biliyorsan paylaşır mısın?

hye dedi ki...

Maalesef bilmiyorum, ama bir şekilde bağlantı kurmalısın, içeriğin çok kaliteli, şikayet edenler bulurlar inşallah!

Beytepe Kaplumbağası (Yasemin Şahin) dedi ki...

Teşekkür ederim, biraz araştırma yapıp düzeltmelerini isteyeceğim. GÖrüşmek üzere.

Sokak Lambası dedi ki...

Kulaklarım uğulduyor...
Hani her şeyi bırakıp kaçma isteği oluyor ya, her şeyi ama, her şeyi... Onu hisstettim yazında. Sen de gidecekmişsin, o da gidecekmiş, belki çok ani bir kararla ben de gidecekmişim gibi.

Beytepe Kaplumbağası (Yasemin Şahin) dedi ki...

Tüm sonlar gitmekle sonu tadıyor. Gitmekle anlamlanıyor. Gidince "sondu" dedirtiyor. Gidene kadar hiçbir şey hissettirmiyor.

Kaldırım çocukları dedi ki...

ayarlar bölümünde " yetişkinlere göre içerik mi? " diye bi şey var. oradan hayır ı işaretlersen düzelir sanırım... eğer sorun oradaysa tabii

Beytepe Kaplumbağası (Yasemin Şahin) dedi ki...

Yok orada değil maalesef. Yukarıda "blogu işaretle" diye bir bölüm var. Biri yememiş içmemiş beni blogu işaretlemiş. Ondan oluyor. E-posta attım ama yanıt alamadım maalesef. Bir çözüm önerisi bulup paylaşırsanız sevinirim. Ziyaret ve takipler oldukça azaldı..

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler