"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20091108

ben -ki yine aynı olmayan- ben


İnsanların hep geceyle sorunları oluyordu. Bu gece de diğerlerinden farksızdı. Gece insanı bazen cidden boğuyordu. Bu gece sessizliğin verdiği huzursuzluk daha belirgindi. Yine aynı odam, ve ben -ki yine aynı olmayan- ben. Onun gözlerinin içine baktıkça kapalı oluşu içimi acıtıyordu. Yine uyumuş, yine beni görmüyordu. Gözlerinin açık olmasını ben de istemezdim açıkçası o an. Gözümden süzülen acıları görmesini hiç istemedim. O gece açmayacaktı, belliydi. Çok derin bir uykudaydı yine.  Ama gece ondan daha derin, daha karanlıktı.

Yüzünün çizgilerini okuyordum. Bana herhangi bir sözcük çağrıştırmıyordu yine. Oysaki ne çok isterdim ismimin baş harfini alnının çizgilerinden çıkarabilmeyi. Hayır, kadere inanmam. Boş uğraşlar bunlar. Kendime de inanmam, gördüklerime… Görmek istediklerime inanırım sadece. 

Ondan, o konuşmamaksızın bana dair bir iz bulabilmek… Bu bir filmden karelere herhangi başka bir yerde gözünüz takıldığında o filmi izlemeyi istemek gibi. Onda benden bağımsız bir halde uyuyorken benden bir iz görüp onunla yaşamayı istiyordum. Hani daha önce tanışmadığın onun arkadaşının tanıştığınızda seni tanıdığını öğrendiğinde hissettiğin his gibi.

O yanımdayken o uyurken bulmak istiyordum kendimi. O bakışlarını bana yöneltmeden tek bir sözcük kurmadan anlamak istiyorum beni sevdiğini. Bilmiyorum. Bunun ne olduğunu bilmek istemiyorum.

Mesela yine ellerini yastığın altına saklamıştır. Saklıyor tırnaklarını. Ayak parmaklarına da bakmama dayanamaz hiç. Çok masum. Baktığımı gördüğü anda bir kıpırtı olur. Ellerini avuçlarımın içine alıp seyretmek istediğimde hep aynı şey olur. Gözlerini gözlerime kilitler. Hangi parmağına değmişse gözüm, o kendini bir kez daha geri çeker. İstemsiz bir hareket…

Gözleri gözlerimdeyken de olur.  Yüzünü seyrederim bazen o başkalarıyla konuşurken. Konuşmayı karşısındaki alıp ona bir şeyler anlattığında dahi ayırmam yüzümü ondan. Günden güne ne kadar uzarsa uzasın saçlarının nerede bittiğini bilirim. Benim onu izlediğimi fark edip sakallarını kaşımak için elini yüzüne götürür. Ellerine baktığımdaki kadar çekingen değildir parmakları. Kendilerine çok güvenirler bir anda. Ben de onu izlerken kendime çok güveniyorum. Şimdi hangi parmağını oynatmasını istiyorsam ona bakacağım diyorum ve bir anda gerçekleşiyor. Kukla gibi.. Hissetmekle alakalı ama her şey. Seviyorum böyle olmasını. Keşke o da beni böyle oynatacak cesareti bulabilse. İçinde korkular, soru işaretleri olmadan bakabilse yüzüme. Beni tanısa.

Uyuyor şimdi bebek gibi. Ve ben ona hiçbir şey yaptıramıyorum. Görmek istiyorum kendimi onda. Göremiyorum. Çok güçsüz hissediyorum. Birazdan ben de uykuya dalarım. İkimizde öldürürüz içimizdeki birbirimizi. Sabah olur uyandırırız yine. Gün çok kısa, gece çok uzun ve gece yine boğuyor beni. Keşke hiç uyumasak.

2 yorum:

beenmaya dedi ki...

peki hangisi düş hangisi gerçek şimdi...

Yasemin Şahin dedi ki...

benim gözlerim açık. o uyuyor. ve ben onun rüyasında olduğumu ben uyanıkken o uyurken yüzünden anlamak istiyorum. çok şey evet.

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler