"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20091129

Hayat (K)analizasyonu




-Çok mutsuz bir yüz ifadesiyle Penguen dergisi okumak

-Çok da ağlamak istediğin bir anda güzel yüzlü bir bebek gördüğün anda onu güzelliğine ağlamayı istemek ama yine ağlayamamak, ağlamak için kötü bir şey akla getirme zorunluluğuna küfretmek

-Yürürken yolun bitmesini hiç istememek

-Her zaman bindiğin seni evine götürecek otobüse bugün binmeyi istememek

-Her giydiğinde kendini güzel hissettiğin kıyafetlerini bugün giydiğinde nefret etmek

-50 kelimelik paragrafı silip son cümleyi orada bırakmak

-Senin her zaman çok iyi anladığını bildiğin dostunun tek bir "of"unda kendini bulmak

-Hep aynı şeyi ifade eden cümleleri ardarda sıralarken hep birini unuttuğunu hissetmek

-Hayatında tam olan tek bir şey olmadığı için tüm yarımlara tehdit savurmak

-Taksiden indiğin anda ayağının yağmur göletine batması ve hiçbir şey yapamaman

-Salya sümük ağlayan çocuk ve o ağladıkça bağıran anneyle aynı otobüste karşı karşıya oturmak

-Hiç ama hiç tanımadığın birine kendinden bahsederken yorulmak, söylediğin her cümlenin ne kadar gerekli olduğunu sorgulamak ve hepsini ama hepsini gereksiz bulmak, aynı anda onun anlattıklarını da aynı gereksizlik kotasında eritmek

-Sen bir şey anlatırken seni henüz anlamadığını hissettiğin birine hiç ama hiç müdahale etmeyi istememek

-Misafirlikte salonun tam ortasında arada bir yere düşen yürümeyi yeni öğrenmiş bebeği herkes gülümseyerek izlerken senin onu kendine benzetmen

-Hep yürüdüğün kaldırımda bundan daha bir ay önce hangi amaçla yürüdüğünü hatırlamak isteyip hiçbir iz bulamamak, bundan tam 1 ay sonra yürüyeceğin amacı hatırlamayı ne kadar isteyeceğini bilememek

-Sabahleyin uyanır uyanmaz dilini dudaklarının üstünde gezdirdikten sonraki tad ile şu an bunu okurken dilini dudaklarında gezdirdikten sonraki tad arasındaki fark

-Hiç ayak izi olmayacağını umduğun kar birikintisinde kocaman bir ayak izi görmek ve o izi gerçekten kocaman hissetmek

-Çok acıktığında sadece doymayı istemek ve seni sadece doyuracak tadı olmayan bir şey bulamamak

-Günün sonunda eve geldiğinde elini yıkamadan evvel koklamak ve elini sıktığın hangi insanın kokusunu hissettiğini bilememek

-Evin merdivenlerini çıkarken eve girip "naber?" diyeceğin annene dünkünden farklı bir "naber?" dememek için dünkünün nasıl olduğunu düşünerek çıkmak

-Saatlerce sohbet etmiş olduğun birine sonraki sohbetinde söyleyeceğin hiçbir şey bulamamak


-Aynı satırı dönüp dönüp tekrar okumak, bir kez daha tekrar dönüp okuduğunda acaba neden tekrar dönüyor olduğunu keşfetmek için tekrar dönmek, bunu sürekli yapmak

-Sana dünyanın en samimi iltifatını yapan birine sadece gülümsemek ve kendi yüzüne tükürmeyi istemek

10 Kasım 2009

2 yorum:

Yasemin Şahin dedi ki...

Bazen yazdıklarım bana kendimi çok iyi hissettiriyor. BAzen de içimi acıtıyor. İçimi acıtanları paylaşmak için bekletiyorum. Sanki o an paylaşsam başka birinin canı yanacak zannediyorum. Sonra ben o canı yananla bir kez daha yanacağım. Hiç bana göre değil...İzin veremem ki.

Yasemin Şahin dedi ki...

Bazen de yazıyı okuyunca kendi canının yanmasına izin vermeyip benim canımın yandığını görebilecek olanlarla hemen paylaşabiliyorum... Bunu yapabiliyorum..

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler