"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20081011

Hücreyi delmeye çalışan toplu iğne


Herhangi bir yerde herhangi bir zamanda karşına çıkan her türlü olaya karşı önce bir duraksarsın. Bu bazen saniyelik bir duraksama olabileceği gibi bazen de dakikalarca sürebilir. Alışmış olduğun hali temyiz edecek bir mahkeme duvarı ifadesi vuku bulur yüzünde. Reddetmeyi olanca gücünle ister ama yapamazsın. Kendini bir alışılmışlığın içerisinde bulduğun anlar aslında hep bu anlardır. Çünkü alışkanlık damarlarında dolaşadururken o kadar da belli etmez kendini. Hani sinsi sinsi hayatının tam ortasına yerleşirken ve senin bağışıklık sistemini harekete geçirirken bunun farkında olmak çok zordur. Tek farkı hissedebileceğin an alışkanlıkla örülü senin kurduğun sistemin dışardan içeriye girmeye çalışır hali gibidir.

Hani orta okulda hücre çeperi, hücre zarı benzeri şeyleri kapsayan şekiller çizerdik. Bir başka hücre hep diğerinin yanında biterdi. Asla o hücre kendi içine alıp gel beraber bre berber bir hücre de biz olalım dememişti. Bazen de o hücre yaralanırdı el birliği ile iyileşme çabaları başlardı.


İşte insan alışkanlıklarını da yoklamak bu hücrelerin birbirini reddedişini gibidir ilk etapta. Sonra elinize bir toplu iğne alarak o hücreyi yaralayan siz olursunuz ki yenisini oluşturabilesiniz. Bazen eski halini özler bazen de yeni haliyle gerçekten yenilenmiş, değişmiş olduğunuzun hissiyle mutlu bile olursunuz. Ama her nasıl olacaksa da sonuç ilk etapta o toplu iğnenin acısını hissetmeye hazır ve nazır olabilmek, o cesareti oluşturmuş olmakta biter.

Alışkanlıkların değiştirilmesi zordur, o cesareti edinenin de sonu ya hoştur ya da bir daha geri gelmeyecek olanla hissedilen pis bir boşluktur.

Şunu unutmamak gerekirki iğnedanlık kıvamında insan olmaya çalışmak da cesaret değil oturmamışlık anlamını taşır. İğneleri kendine batırıp batırıp sonra da çıkaramayan insanların durumu çok daha vahimdir. Ya hücreyi yaralayacaksın ya da o iğneyi daha fazla derine batırmaya cesaret edemeden orada bırakacaksın değildir olay. Bıraktığın iğne sıklıkla acısını hissettirirken yaraladığın hücre kendini yenilemeye başlamıştır bile...

not: yazıdaki resim Tim Burton tarafından çizilmiştir.

5 yorum:

ROSA E OLIVIER dedi ki...

Good!

This is the end, beautiful friend
this is the end, my only friend, the end
...
I'll never look into your eyes again...

Jim Morrison(The Doors)

Thanks

Olivier

okyanus dedi ki...

hücre bölünmesi gibi ,iğneler de bölünmüş vücudun her bir yerine,iğnelere dokundukça kanayan bir beden..

acıtcasa da vücuda batan iğneleri çıkarmak lazım belki o an çok ağrıyacak belki çok kanıyacak ama o an için gerçekleşcek,eger cıkarmazsak bizimle büyücek ve bu daha çok acıtacak...

sevgiler..

Beytepe Kaplumbağası (Yasemin Şahin) dedi ki...

@Okyanus: anlatabilmiş olmama sevindim.Sevgilerimle..

okyanus dedi ki...

ben söylemeyi unutmuşumm,çok güzel anlatmışsın :)

Beytepe Kaplumbağası (Yasemin Şahin) dedi ki...

:)

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler