"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20080128

sanal olanını sarımlasak da mı saklasak



tospağalar (s)(k)usmasın başlıklı yazıma bir değerli türkçe öğretmeni tarafından uyarı gelmiş. sonuna soru işareti koymayı unutmuş bu yaratık diye. efendim unutmak insana mahsus. biz unutulmaz olanı gerçekleştiriyoruz. yazıyoruz dimi ama, saygı istiyoruz neticede.

bugün beytepeye gidecektim gitmedim, bugün staja gidecektim gidemedim, bugün film izleyecektim.-medim. nedir yani olay. tüm yapacaklarımı yapamamışsam hala da günün bitmesine 6 saat varsa ben yine yapamayacağım şeyler için mal mal mı oturayım pekala.

bugün tüm türkçe kurallarını ihlal edesim, tüm kalıpları yıkasım, kendimden beklenmeyeni yapasım var. çünkü bi an kendimden çok şey beklediğimi fark ettim. bırak tatildesin yapma hiçbişi. stajmış, filmmiş, kitapmış bunlara ne lüzum var. otur gez toz gerekiyorsa mal mal bak!. ne diye için içini yer ki aman şunu da yapamadım bunu da yapamadım!.

neticede koskoca tatil bitince söylenecek söz aynı: ben yine planladığım kitapları, filmleri okuyup izleyemedim, ben yine oraya buraya gidemedim. ben yine onu bunu şunu tam hakkıyla yerine getiremedim. tüm bunların cezasını da yükle seni hiç yalnız bırakmayan uykuna, ahanda bir de buraya.

hıhı sanala. sabahtan beri gezmedik kapı bırakmadım sandalyemin üstünde, ekranımın ~110 derece görüş açısı sağlayan sağında. ne için, niye? saklasan bi çaresi yok. saklamasan bi anlamı yok. al işte yazdık bunu da niye, niçin? bir arkadaş demişti geçen gün ben kendi kendime bildiğim şeyleri niye anlatayım ki orda burda. niye kayda geçsinki kimse uğrayıp iz bırakmayacaksa...aman yok size lafım uğruyorsunuz doyasıya da, ben kendimden üstün performans bekliyorum ara sıra. ondan sonra da işte böyle nasıl ya?!

yok, yok finaller bitti de, şimdi şu sevgiliye az sarılmış olmanın ve takriben ~bir ay süreyle hiç sarılmayacak olmanın verdiği huzursuzluk bu olsa gerek.
geçer tospağa,geçer...

3 yorum:

jesterdvine dedi ki...

O öğretmenin verdiği tepkinin benzerini ben direkt şahsen yemiştim. O zaman orta okuldu ve uğraştığım alan (resim) konusunda derinden yaralanmıştım.

Aaah ah ne günlerdi.

Sokak Lambası dedi ki...

tospağayı merak ettim, yere inse biraz, çıksa kabuğundan, dönse sanala =)

Beytepe Kaplumbağası (Yasemin Şahin) dedi ki...

Yok sokak lambası yok, sanal dediğin zaman kaybı artık. az bulunup çok iş yapma kararı aldım. sanal olmayacak hiçbişi, sarımsaklamayacak hiçkimse bişi. uçacak herkes. çok yakında. ama burda değil :) orda, şurda :)

döncem sana sokak lambası, bekleşelim derim :)

ve sen jesterdvine; anlat bi ara dinlemek isterim bolca. nedir olay, vukuat, yara? anlatmanı özledim...

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler