"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20081102

Sevdiği gökyüzü


Gökyüzüne bakıyordu. O gün de normal bir gün değildi. Hava kapalı, bulutlu, ha yağdı ha yağacak yağmur da beklemedeydi. Yağsaydı kötü olurdu. O zaman bulutları seyredemezdi. Bakarken gökyüzüne, gözüne bir damla düşecek diye ürkerdi. O yüzden yağmursuz havalarda doyasıya gökyüzüne bakmayı severdi. Doksan derecelik bir açıyla bakmak ayrı bir keyifti, o zaman bulutların dansını da görebilir dönen dünyanın sihrine bir kez daha bir kez daha kapılabilirdi. O yüzden yağmursuz her gün, günde birkaç defa gökyüzünü süzerdi gözleri.

Sevdiği gözlerini gözlerine doğru yöneltmişken ona bakmayı severdi. Aynı anda gözleri kaç dakika o noktada kalacaktı? Her defasında kaçırmasını istemediği gözler tam da istemediği anda yönelirdi başka yöne. Buna hakkaten sinir olurdu. Gözünün tam ortasına bir yağmur damlası inmiş gibi olurdu. Konuşurken bakamaz mıydı bana? İki işi bir arada mı yapamazdı? Bir ara artık gözlerini kaçırmayacak mutluluğu değil, gözlerini kaçıracak korkusu sardı tüm zihnini. Keşke hiç korkutmasaydı sevdiği.

Yağmurun yağdığı günlerde gökyüzüne bakılmayacağını bilirdi. Ama peki sevgilinin hangi yalanında gözüne bakılmayacağını nasıl bilebilirdi ki?

3 yorum:

Sokak Lambası dedi ki...

"Gözünün tam ortasına bir yağmur damlası gibi inmek..."


Beğendim :))

Mustafa Özkan dedi ki...

Sınav dönemi yazılarda seyreldi tabi :) Güzel bir yazı olmuş gerçekten, beğendim.

Beytepe Kaplumbağası (Yasemin Şahin) dedi ki...

Gerçeknten öyle Mustafa, sınav olsa keşke sadece :)

@ Sokak Lambası+Mustafa:
Beğenmenize sevindim:))

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler