"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20081109

“Mustafa”





“Mustafa”

Künye:

Yapım yılı: 2008

Süre: 115'

Yazan ve Yöneten: Can DÜNDAR

Özgün Müzik: Goran BREGOVİC

Yardımcı Yönetmen: Hacı Mehmet DURANOĞLU

Görüntü Yönetmeni: Candan Murat ÖZCAN

Kurgu: Andreas TRESKE

Görsel Efekt - Animasyon: Uğur ERBAŞ

Yapımcı: Dilek DÜNDAR

Atatürk Seslendirme: Yetkin DİKİNCİLER



Gösterime girdiği günden bu yana herkes zihninde Can Dündar’ın yaptığı Mustafa belgeseline dair tüm olumsuz yorumları kazımış insanlar filmi izliyor ya da izlememek üzere resti çekiyor.



29 Ekim günü gösterime giren Can Dündar yapımı Mustafa filmi hakkında “olumlu” yorum yürütmek maalesef cesaret işi. İnsanlar her yorumunuza karşı filmden bir cümle ile cevap veriyor ve sizi takatsiz bırakabiliyor. İzleyen, izlemeyen pek çok kişi, “ağzı olan konuşuyor” sözünü doğrularcasına konuşuyor. Keza bu hakkı hepimizin ortak noktada buluşup sevdiği, saydığı, inandığı Atatürk için yapıyor. Bazıları bunun dozunu biraz kaçırıp büyük cesaret göstermiş ve ortaya bir ürün koymuş olan Can Dündar’ı yaftalıyor.

Tüm bu buhranları bir yana bırakmak bu belgesel hakkında bir yazı yazmaktayken maalesef mümkün değil. Bizlere sunulmuş olan bu belgeseli bir ürün olarak görüp, empati kurarak anlama yoluna gidilmeli diye düşünüyorum.



Geçmişten günümüze Türkiye’de Atatürk’ü hep tarih kitaplarında anlatılan icraatlarıyla öğrendik ve onun adını sıklıkla andık, zaten onu anmadan tarihi anlatmak mümkün değildir. Zaman zaman onunla aynı dönemde yaşamış olmayı arzuladık. Bu şansa bizim gibi erişememiş olan Can Dündar “Sarı Zeybek”(1993) belgeseli sonrasında Atatürk ile ilgili kitaplar yazmaya devam etti. Yaptığı belgeseli ortaokulda/lisede 10 Kasım’larda izlemişlerden ve hüzünlenerek ayrılmışlardan biri de benim.



Benim gibi pek çok insan Atatürk’ün son üç yüz gününü anlatan Sarı Zeybek belgeseliyle Can Dündar’ı bir kez daha sevmiştir. Dolayısıyla yine onun elinden çıkacak olan belgeseli hepimiz büyük bir heyecanla bekliyor ve sağda solda izlenmeli özlü cümleler kuruyorduk.











Bu süreçte filmin gösterime girmesinden tam bir gün önce ortaya atılan Türkcell’in desteğini çekmiş olmasına da kızmıştık. Filmi gösterime girmeden bir hafta önce aldığım biletle tam 29 Ekim günü önyargısız olarak filmi izledim. Ve Mustafa’da, Sarı Zeybek’teki kadar olmasa da bir parça hüzünlendim. Bilhassa "Beni hatırlayınız." sözü orda olduğuma mutlu olmama sebep oldu.





Öncelikle Atatürk’ün bir filme sığmayacak kadar büyük bir lider olduğunu düşünüyordum ki Can Dündar filmin Altın Portakal Film Festivali galasında, filmin alsında 6 saat olduğunu ve iki saate sığdırmak için çok uğraştıklarını belirtmişti ki içim rahattı. Sonrasında filmi izlerken tek düşündüğüm şey bizim bildiğimiz büyük Atatürk icraatlarını bilmediğimiz şekillerde anlatıyor ve daha evvel kurulmamış cümleler sarf ediyor olduğuydu. Selanik’ten Dolmabahçe’ye kadar hayatını başından sonuna mercek altına alan, onu şablonlardan uzak olarak askeri, siyasi, insani boyutlarıyla anlatan bir filmin eksikliğini kapatma ihtiyacı duymuştu. Bu noktaları fark ettikten sonra filmin gösterimi sonrası insanların neden filme bütün olarak bakamadığını ve sürekli filmden cümleler cımbızladığını daha iyi anladım. Daha evvel duymadıkları sıfatlar tanımlamalar insanları bir sorun/yanlış/karalama malzemesi aramaya itmişti. Çünkü bugüne dek güvendiği dağlara kar yağmış bir millettik neticede. Bugün böyle, yarın öyle felsefesi medyatik olmuş isimler arasında sıkça görülen bir durumdu. Bu yolda Can Dündar neden bu isimlerden biri olmasındı? Üstelik mevzuu Atatürk olunca kalkanlarını en kırılma noktasına kadar kullanan bir milletiz. Onunla ilgili iyi cümleler kuranın azaldığı da bir dönemdeyiz.



Bunlar düşünüldüğünde Mustafa filminin aldığı tepkilerin neden bu kadar çok olumsuz ve kırıcı tutum olarak sergilendiği ortadaydı. Ama aslında film, ülkemiz insanlarının sıradan başlayan hayatlarının kendi hür iradesiyle bir şeyleri değiştirmeye vakıf bir güce de sahip olduğunu anlatan bir film gözüyle izlenmeliydi. Atatürk’ün Mustafa Kemal Atatürk olmadan evvel hepimiz gibi “sıradan” başlayan hayatıyla, korkuları ve yalnızlıklarına rağmen onun ileri görüşlülüğü ve cesareti sayesinde bugünkü Cumhuriyet temellerinin atılmasını sağlayan benzersiz bir lider olduğu anlaşılmalıdır.



O dönemde çıkar politikaları gözeterek yaptığı atılımlar onun ırk, din, dost ayrımı yapmadan birlik olmaya çağırdığı, halka “nabza göre şerbet veren” bunun sayesinde de pek çok kapıyı kolaylıkla açan ve o dönemki çeşitli etnik kökenli halkın mantığına hükmeden ve birlik olma yolunu gösteren bir Mustafa’yı anlatan filmdir. Kendisi ile birlik olmayanları yeri geldiğinde sert biçimde aldığı ve yaptırımlar uygulama yoluna gittiği kararların an ve an resmi çizilmiştir filmde. Tüm bu davranışlarıyla da tanıdığımız Atatürk, birleştirici ve tartışmasız bir liderin olması gereken en önemli özellikleridir.



Ve gayet makul bir vaziyette, filmin sadece ve sadece iki saat olması Mustafa Kemal’in davranışlarının tüm bu tutumlarının odak noktası olmasını sağlamıştır. Zaten Can Dündar’ın da yapmak istediği insani boyutlarıyla bir Mustafa belgeselidir. Filmde o dönemde yaşamış halkın veya onu bizi şaşırtacak üslubuna ve davranışlarına meydan veren insanların portresinden öte bir Mustafa vardır karşımızda. Tüm o insanlarla birlikte anlatılmadığı için bazılarının bugün garipsediği ve doğru olmadığını ileri sürdüğü bir film çıkmıştır ortaya.

Filmin gösterime girdikten sonra bu kadar çok tartışmalara sebep olması ve benim bu tartışmalara filmi beğenen bir kişi olarak dâhil olmam son günlerde Atatürk’ü rüyamda bile görmeme sebep olmuştur, beni çok da mutlu kılmıştır. Bunun için ayrıca teşekkür etmek gerek, Can Dündar’a ve filmi yerden yere vuranlara…



Bunlar içerisinde beni en çok rahatsız eden filmi izlemeden yorum yapanlardır. Lütfen siz onlardan olmayın…İyi seyirler.



Bu yazı İnfo Ankara gazetesi Kasım'08 sayısı için hazırlanmıştır.

Yasemin Şahin

4 yorum:

buraneros dedi ki...

Yazı muhteşem dün okuduğumda beni müthiş tetiklemişti ve senin yazdıkların doğrultusunda bir yazı yazmayı, daha doğrusu öfke kusmayı düşünmüştüm:))Bu gün benzer duygulara ve düşünceler sahip bir yazıyıda ''Kırmızı Günlük''te okuyunca kendim yazmaktan vazgeçip,yorum şeklinde bıraktım orayada.))Ellerine ve yüreğine sağlık...

Beytepe Kaplumbağası (Yasemin Şahin) dedi ki...

Çok teşekkürler Buraneros...Anlaşılmak güzel şey.

Beytepe Kaplumbağası (Yasemin Şahin) dedi ki...

http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=7686

Abbas Güçlü ile Genç Bakış programı videosudur. Lütfen izleyiniz...

beenmaya dedi ki...

anlatabilmek ve anlaşılmak gerçekten çok güzelmiş. geç okudum ama aynı dili konuştuğumuzu bildiğim için çok fazla şey kaçırdığımı sanmıyorum. bundan sonra kaçırmamak adına da seni hemen lsiteme ekliyorum. yüreğine sağlık...

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler