"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20100730

Babalar unutulmak içindir

Yalnız başına kaldırımda oturuyor ve gerçekten hiç araba geçmeyeceğine inandığı anlarda yola taş fırlatıyordu. Ona bir ara araba geçiyorken de taş atmasını öğretmeliydim.

Benim onun yanında durduğumu fark edince "Babamı hatırlamıyorum." dedi çocuk. Bir an onu kucaklayıp sıkıca sarılmak istedim. Bu onun gerçekten dönüştüğü bir andı.
"Boşver," dedim. "Babalar unutulmak içindir." Kafasını kaldırdı hızla ve şaşırmamışlığıma şaştı.

Yoldan geçen bir aile gördü. Ama tam aile. Baba - anne - çocuk. Attığı taşlar vardı yol üstünde. Çoklardı. Çocuğun yüzü gülüyor, annesinin elinden tutuyordu. Baba ise ifadesizdi ve yanlarında, sadece yürüyordu.  "Sana neden unutmanın normal olduğunu söylediğimi anlamış olmalısın." dedim. "Evet." dedi.
Çok da anlamış gibi değildi ama evet demesi yeterliydi şimdilik.
"Peki, yoldaki taşlara neden en çok baba basıyor sence?" diye sanki ömrüm boyunca hiç cevaplayamayacağım bir soru yöneltti. Bir taşın üstüne basıp neden olabileceğini hissetmek geçti aklımdan, yapmadım. Ona hemen bir cevap vermeliydim, yoksa o geçen sürede babasını hatırlayacaktı ve her şey berbat olacaktı. Bir sigara yaktım, zaman kazanmaya çalışıyordum. Aldığım nefesi uzunca içimde beklettim. Yüzüme bakıyordu merakla. Boğulsa mıydım?

"Taşlar," dedim, "aslında onun ayağının sürüklediği şeyler."
 "Nasıl?" dedi. Anlamadım ifadesiydi daha çok. Sesinin tonunu yumuşatmıştı ve çok heyecanlıydı.
 "Yoksa sen.." dedi, sözünü kestim bir anda.
"Hayır," dedim, "taşlar babaya aitler."
 "O babaya mı?" dedi.
Soru sormak için sormuştu. Farkına vardı cevap vermeyince. Büyüyordu sanki. Büyümemesi için cevap verdim. "Hayır" dedim, "tüm babalara."
"Çocuklar kime ait?" dedi hızla. Büyümekte ısrarcıydı. "Gel," dedim "hadi eve gidelim, annen merak edecek." Onu sadece annesi büyümekten vazgeçirebilirdi. Elini tutardı belki... Ben içimden bunları geçirirken o benim elimi tuttu. Birlikte aynı yolu geriye doğru gittik. Ben kocaman ayaklarımla yoldaki taşlara basıyordum, o ise hiç bir taşa basmadan yolu adımlıyordu. Ona bir ara attığı taşlara basabilmeyi öğretmeliydim.

4 yorum:

beenmaya dedi ki...

Ne kadar da çok unutmuşum seni, sana dair her şeyi. Ve unuttum sandıkca ne kadar da çok hatırlıyorum aslında farkında bile olmadan...

Ah baba...
Babam...
Sakladığım kadar saklandığım adam...
Unutmanın en yalancı hali
Hiç tamamlanmayan yanım
Söylenmemiş söz
Kayıp zaman
Düş eksiği...

Sorma sakın bana nerelerdesin diye. Zorlama beni. Görüyorsun ya geçmişten geldim az önce. Gözlerim yol yorgunu. Yüreğim kırık. Şimdi’de mola vakti...

Yasemin Şahin dedi ki...

geçmişten başımızı alabilseydik yine yorgun olur muyduk sence...

Nisa Artun dedi ki...

öyle anlamlar okudum ki zaman zaman hiç birini anlamadım.. öyle yazılar geçti ki kalemimden bir türlü babamı yazamadım. bu çok iyiydi bu gerçekten etkileyici

Yasemin Şahin dedi ki...

Teşekkürler Nisa.. Ben hala yazabildiğime emin değilim.

sevgiler,

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler