"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20080213

Maşa olanlara kızarken eli maşalı takılıyoruz.

Bir başörtüsü davasıdır sürüp gidiyor. Hayır tam anlamıyla bu konuyu içeren bir şey yazmayım diyorum; ama olmuyor!İlla ki eli kalem tutan herkesi köpürtecek bişiler dönüyor gündemde. Bilen de yazıyor bilmeyen de ya, o ayrı...

Bağlı olduğum bir öbeğe gelen e postada bir fotoğraf vardı. Başı örtülü genç bir kızı erkek arkadaşıyla samimi bir şekilde yakalamışlar ve altına da 'şaçı görünmemiştir inşallah' yazıp. Yer belirtmişler, tarih belirtmişler. Bunun gündemimizle ilgisi olmadığını, böyle bir şeyi yapmanın evet ayıp olsa da herkesin kendi özgürlüğü olduğunu vurgulayan, türbanlı bir kız yerine başkası yapsa yine ayıplayacağımı; ama bu şekilde gruplara atıp da rencide edici cümleler yazmamak gerektiğini anlatan bir e-posta yazdım. Aldığım tepkiler beni bile şaşırttı... Beni bir anda cahil, kendini, haddini bilmez ilan edip; bana daha önce el ele tutuştuğu için uyarılan gençlerimizin ne günahı vardı şeklinde cevaplar geldi. Hayır bu gençlerimize yapılan şeyin yanlış olduğunu, kişisel hakka tecavüz olduğunu hiçbir genel geçer yanı olmadığını BİZ biliyoruz. E bu kadar bilen bir milletiz de, niye aynı şeyleri biz yapma yoluna gidiyoruz? Evet, evet bunu da yazdım ya anlamayan bir kişi bu kez başka bir türbanlıyı bira içerken yakalanmış halini bularak altına 'bu ne perhiz bu ne lahana turşusu' ilamını verdi.


cevabımı aynen aktarıyorum:
İlk karenin bir filmden alıntı olduğunu belirtmekte fayda var buyurun ayıplayın.

İşimiz gücümüz bu oldu şimdi de.
Türban takan insanlara alet oluyorsunuz, bu başınızdakilere dikkat edin diye çığlıklar koparan bir Sıhhıye kalabalığı gördükten sonra.. Şu an insan yerine koymayıp, 'kukla' olmalarını seyrettiklerimizi bir de biz ayıplayalım bu yolla. Onların yaptıkları ayıp, perhizlik lahanalık olayı 'siyasi simge' haline getirip bizim üstümüze saldırılan kesim olmalarından öteye taşıyorsunuz.

İçimizde pek çok Alevi var ama kaçı Cem Evi görmüştür. Pek çok Sünni var kaçı camiye gitmiş, orucunu tam tutmuş! Herkes oturduğu yerden ahlak dersi veriyor, din dersi veriyor. Bunu her iki taraf da yapıyor.

Bu içtiği birayla gösterilen resimde ertesi gün evinde Kur'an okur, şunu yapar, bunu yapar. Bu kimseyi de alakadar etmez. Etmemeli de. Bana kimse niye Muharrem orucu tutmuyorsun diyemeyeceği gibi, ben de ona niye içki içiyorsun diyemem. Benim olayım bireysel hakka tecavüz edildiği vakit bu kadar şiddetle çıkışmadır. Ben bireyselliği baz alıyorum. Toplumsal bir mesele ile bireyselliği bağdaştırıp bana karşılık veriyorsunuz. Ve ben bunun gündemimizle ilgisi olmadığını o yüzden savunuyorum. Ben o sevgilisi ile haşna fişne edenin de, diğerlerinin de bireysel özgürlüğünü koruma taraftarıyım. Bu öbeğe atılan bir ileti bana da geliyorsa ve ayıplamamız bekleniyorsa ben yapmıyorum diyorum.

1 yorum:

jesterdvine dedi ki...

İş belli ki bir alerji haline gelmiş. Ya da "taraflar" karşı karşıya gelmiş, birbirinin etrafında dönerken bir boşluk kolluyor, gard hafif indiği anda "hihohohaa" zevk çığlıklarıyla saldırıyor.

Nasıl bir ağaçtaki tüm elmalar aynı lezzette değilse, kafasını bağlayanlar da aynı inançta ve dürüstlükte olmayacaktır. Hatta, gözden kaçıranlara hatırlatayım; herkes kendi günahından sorumludur.

Elma ağacına dönersek, tüm elmalar aynı lezzette değilken, bir elma tadıp tadı kötü çıkınca tüm elmalara suç yükleyemeyeceğimiz gibi, "sapmış" bir türbanlı görünce de tüm türbanlılara laf atamayız.

Uzun lafın kısası, bence fazla konuşma tospaa.
Zira insanlar şu aralar epey tahriş olmuş durumda. Ve kendilerinden nefret ettirme konusunda cesur adımlar atabilmeye muktedir.

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler