"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20090126

Sesini Kadının Kucağına Bırakan Adam

Beer_by_Reboman2001

Bira şişesinin içerisine dikilmiş bir mumla aydınlanmak sadece bir bar ortamında elektrikler kesilince gerçekleşirdi. İşte o vakitlerden birinde Ankara barlarının o malum insan sesini bastıran müzik gürültünü es geçmiş sadece insan sesine maruz kalmıştık. Birbiriyle sesli sessiz muhabbet eden kalabalık daha bir sarhoş geliyordu her zamankinden. Çünkü ses tellerinde alkolün etkisiyle meydana gelmiş gevşeme çok net fark ediliyor ve bu insanı oldukça ürkütüyordu. Hani yalnız olmasam, yanımda biri olsa belki ben de o ses teli gevşemesi neticesini konuşmaya dökecektim. Ama şu an bunu yapmıyor olmak insana korku veriyordu. Herkes sarhoştu bir ben ayıktım sanki. Yan bardan gelen ve o müzik sesine muhtaç bir kalabalık grup hep bir ağızdan şarkı söylüyor, “ağlama değmez hayat”ı seslendiriyordu. Yan bar ortamı böyleyken, yan masadaki amcam ağlamaklı ses teli gevşemesi haliyle hayat öyküsünü anlatmaya çalışıyordu. Belki yaşı kadar insana anlatmış olduğu bu öyküyü tekrar anlatmak onu hiç ama hiç yormuyordu.

Bazen hayat anlarının bu kadar öyküsel dizilere sığabileceği aklına gelmez insanın. Kendin yaşıyorsundur ama başkası anlatınca keyif alıyorsundur. İşte bugün okuduğum bir öyküde bu denli hissedince dedim bugün bu bar konu olacak benim öyküme. Ben yazacağım.

Şaşırtıcı bir şekilde önce herkes yaşadığımı yaşıyor sorgusu geldi gözümün önüne. O barda bulunan herkes. Belki biri d ebeni anlatıyordu öyküsünde şu vakit.

Belki öyle?

Belki değil, ama besleyen bir şey vardı neticede.

Ve işte yine o ses. Biranın harmanladığı ses teli gevşeme halinin kahkahası. Ne kadar sert! Ama bir o kadar da yayvan. Sustu ama sesi hala kulaklarımda. İşte şimdi sen de duyuyorsun. Ürkütücü değil mi? Kahkahalar eşlik ediyor öyküsüne. Pis, sarhoş bir kahkaha! Tüküre tüküre ortalığı salyalara boğa boğa. İçtiği sigara boğazına düğümleniyor o kadar derinden gülünce. Sert bir öksürük ve sonra yine aynı kahkaha! Pis, soğuk…

Elektrikler hala kesik, birazdan gelir eminim. Bastırır müzik sesi o kahkahaların bıraktığı izin üstüne. Unutturur eminim, korkusunu da alır gider. Alkolün verdiği o ses teli gevşemişlik tonunu bastıran müzik o kahkahayı mutlu olduğu izlenimine, hayat öyküsünü de geçen gün tavladığı kadının sivri topuğunun üzerine bırakır. Bir çırpıda ezer geçer, müzik gibidir hatun. Düşündürmez seni. Alkolün verdiği hafif hüznü, mum ışığının yarattığı duygusal havayı müzik sırtlar senin yerine. O adamın hatunu taşıyıverir göğüsleriyle.

İşte o zaman keyif alırsın bulunduğun yerden. Korkmazsın sarhoşlardan… Aylaklardan. Düşünmezsin yazdığın öyküyü. Sabah okuduğun öyküyü bile unutur müziğin ritmine kaptırırsın kendini… O adamı da kadının kucağında bırakırsın, ondan korkmak aklına dahi gelmezken, iğrenme dolu bir acıma alır gözlerinin rengini. Ses telleri yerini gözlere bırakmıştır. Sesler artık müzik olmuştur. Senin bulunduğun ortamdan çıkmayan, gerçekle örtüşmeyen... Başkalarının bambaşka bir barda bestelediği müzikler sesleri doldurmuştur.

Gözler vardır. Neyse ki hep vardır. Ses olmasa da olur.(!)

2 yorum:

Mustafa Özkan dedi ki...

Güzel bir durum yazısı okudum. Barda yalnız kalma durumum sık sık olmaz ancak kalırsamda bende bu gibi şeyler düşünürüm. Ama herşey bir yana, elektriklerin kesildiği bir gece bana çok çok güzel gelmişti Always Rock Bar'da... Belkide ev gibi bir yer olmasındandır :)

Beytepe Kaplumbağası (Yasemin Şahin) dedi ki...

:) Muhtemelen öyle. Ben o günkü ruh halimle pek evimi hissedemesem de genelde barlar evim gibidir (:P)

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler