"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20091017

Ben Ölümü Bilemedim



Evet, ben tüm  cümlelerinden bugün kendime sadece ölümü yakın görüyorum. Kendim için değil üstelik... Tüm gün hayatımdaki tüm ölüleri hatırlatacak bir ölüyle yaşadım. Tüm gün o ölüyü düşünenlerle bir aradaydım. Telefonda, evde, yatağımda, kendimle... Ben hayatı hep başkalarının sözlerinden ben hayatı hep başkalarının ölümlerinden öğreniyorum...

Her ölüyle birlikte ölüm korkusu bir kez daha çıkıyor karşıma. Ya bir gün en sevdiğim ölürse... En sevdiğim kim benim hayatımda diyorum. Çıkmıyor bir en… O kadar çok ki… Ben hayatı onların sözlerinden öğrendiğim o kadar çok insan var ki, onlar o kadar çokken ben gidemem ki..

Kötü zamanlama. Sana demiştim bir kere 2 gün üst üste mutlu olduğum gün öleceğim diye.
2 tam gün olmadan mutsuzluk dayandı kapıma
Sana söylediğimi hatırladım.
Gün içinde..

Şu an evde yalnızım ve sadece ölümden korkuyorum.

—ben ondan korkmuyorum.
—ben ondan korkuyorum...
 —yok olmak… Ölmek…

İkisi arasında çok fark var...
Yok olduğunda bazen istediğinde birileri için var olabilme "lüksün" var ama öldüğünde geri dönüş yok. Ölmeyi zaten bilemeyiz ki...

Her ölümle hep "anı yaşamak" klasiği gelir aklıma!
Anı yaşadı ve öldü denmez ama hiç kimse için
O kadar doluyum ki.

Düşünsene... Nen var dedi başka biri canım sıkkın dedim.. Niye, dedi. Boş ver dedim. "Geçer boş ver" dedi. Geçer mi? Ölüm gerçekten geçer mi? Ölüm korkusu geçer mi? Sadece yanılsama... Her ölüyle bambaşka şekilde hayata geçiyor sadece...
Hayata bir şey daha bırakıp gidiyor. Kalanlara bırakıyor üstelik. Kendisini bırakıyor. Gelip o an hayatın tam ortasına oturuyor.
Üzüntüsü, gölgesi, korkusu…

Herkes aslında ölen kişiye ağladığını zannediyor.
Ama aslında ağladıkları sadece ölüm...
Kendi ölülerine ağlayamayacak insanlar başka başka ölümlerde tüm gözyaşlarını akıtıyor.
Sanki gözyaşı onu uzaklaştırıyor!
Evet, korkularından ağlıyorlar. Üzüntüyle yamıyorlar...
Kapatmaya çalışıyorlar gözyaşlarıyla. Her kim ki gerçekten ağlıyor işte o zaman insan içine çıkmıyor! 

Ölüm de insanın içine çıkamıyor! İnsan yaşarken kendi gücünü gösteremiyor! Sadece korkutuyor, biliyor ki insan unutur ama elbet kendisini bir gün yine hatırlar... Ölü çok, ölen çok, daha da çok olacak!
Yaşla birlikte ölüler çoğalacak...
Kimsenin ki diğerine benzemeyecek
Hep daha çok, hep!
Ben küçükken bir tek babaannem ölmüştü
Şimdi…
Sayamıyorum. O kadar çok ki
Daha da çoğalacak düşünsene

Başka ne gerçek var hayatta. Bu kadar derin hissettiğimiz. Hangi mutsuzluk bu kadar kalıcı!
Hangi gidiş…
Ne üzüntüsü, hangi ağlamamız!
Hangisi daha kalıcı…
Birinin bir daha geri gelmeyecek olanın ardından ağladığını gördükten sonra, onun günler sonraki gülüşü mü gerçektir ağlaması mı?
Hangisi onun daha çok aklında?
Hangisi senin daha çok aklında?
Kendi gözyaşın mı, onunki mi?
Ben bugüne dek ölüleri hep gördüm, ona ağlayanları… Bugün görmedim. Görmek için gitmedim… Gidemedim. artık kaldıramam... Yapamam gibi geliyor…
Benden küçükler gittiler,
Biliyorum, onlar da benim yaşıma gelince gitmeyecekler...

—Şimdi ölüm benim kucağımda ninnilerle büyüyor...

O büyüyen ölüm değil.. Kandırma kendini. Ölüm bir anda olur. Sen bile istemezsin o an belki sadece geç kalmışsındır istememekle ya da isterken istediğinin farkında bile olmayacak kadar şuursuz. Başka bir açıklaması yok, ölümün bir anda olur. Bir anda olduğu için böyle olur.
Ölse neye benzerler biliyor musun?
Öldüklerinde dünyanın en çok yaşaması gereken insanı olurlar. Yaşasaydı derler... Hep derler. Yaşadığı zamankinden daha çok yaşasaydı derler. Ölünün tüm kusurları unutulur. Üstelik o ölüyle hiçbir kusur yaşamamış kadar uzakmışsan bu daha bir kötü olur..
Sen bundan sonra en çok o kalanlara yakınsındır
Kalan tüm insanlara...
Kalanlar seni korkutmaya başlar.

Ölümüne sebebiyet! Yaşamana sebebiyet! İkisi içinde karşılığında bir insan. Sebep bir insan. İnsan sebepli yaşam. Yaşamın da ana maddesi ölümün de ana maddesi insan.
İkisi de sensin!
İkisi de sana çıkıyor.
Zıt, ama aynı.

Yaşamın başlangıcında da ölebilirsin. Şu gün şu dakika da. Yaşımızdan şikâyet ediyorduk nereye yakındık acaba, doğuma mı ölüme mi? Ne içindi bizim endişemiz? Yaşlanmak aslında neyin korkusu?
Ölümün mü?
Hani yoktuk? Yok olacaktık?
29 diyordun… Yolun yarısıydı belki değildi bile. Nerden biliyorsun yarısı olduğunu. Neyin korkusuydu o?
Harcıyoruz.

—en çok yapamadıklarımın

Öldüğünde yaptıklarını bile hatırlamayacaksın..
Yapamadıklarını yapmak için süreç mi var önünde?
bir şey mi bekliyorsun?

—bana yumruk atıyorsun, yüzüme vurma

Kendime atıyorum. Sen de sebepleniyorsun…

—kana buladın.

Kişisel bir şey, tüm gün belki de iki cümle üst üste kuramamış olmanın verdiği bir boşaltım. Ben bugün "ölümüzden"  kime bahsettiysem hepsi "başın sağ olsun" dedi. Ben hayatımdaki tüm ölüleri hatırladım yine dedim. Sözü değiştirdi...
Sözün değişmemiş olmasının verdiği bir şey belki de...
Üzgünüm.
Tüm gün üzgündüm yine üzgünüm.

—Ben başın sağ olsun demeyenlerdenim… Ölüm kelimesini salt bir ölümle bağdaştırmayanlardan... Ama onlar çok bizler azız... Onlar başın sağ olsun der..Bizler irdeleriz ...İşin dört tarafını görür ve de bu yüzden acı çekeriz... O yüzden sende bana kustun... Ayna oldum sana… Sana ayna tuttum kendini görmen için... O yüzden belki de sağanak halinde bana yağdın...

Evet, o aynayı sen bana tutarken kendine de tuttun.. Kendime attığım yumruğu o kadar derinden hissettin...

Şu an bir nebze daha rahatım. Üzgün olduğum gerçeği değişmeyecek. Üzgün olmazsam sanki ölüm bize kıs kıs gülecek. Güç. Güçlü olan ezilmişi görmek ister. Gördüğünde ancak çekilir bir müddet gider. Görmezse kötü.

Yalvarmak gibi düşünsene... Vicdan… Ona istediğini verip gitmesini seyretmek ama geleceğini bilmek. Gelmesini istemek. "var git ölüm bir zamanda yine gel."
Kimindi bu söz…
Karacaoğlan
Türküsü varmış.

Biz insanlar da çok güçlüyüz aslında

İnanılmaz derecede güçlü. Nasıl ne derece bir zorluk olursa olsun hepsi geçiyor anasını satıyım! Hepsi bir şekilde geçiyor yahu!
Yine dönüp bambaşka hissediyorsun

Biliyorum lanet olsun birkaç güne kadar unutacağım ve o unutmuş benle mutlu olacağım düşünsene.
Ne kadar basit!

—bir anda değiştirebilirsin aslında her şeyi... Çokça yakındığın şey bir anda görünmez olur gözüne… O zaman ben neye neden küfür ettim olursun, çok kötü bu…

Güçlü olmak mı kaypak olmak mı bilemedim şimdi.
Yahu, ben ölümü bilemedim. 

3.Ekim.2009 
"anlaşılamamak"
ve film önerisi: Üç Renk: Mavi

2 yorum:

7.oda dedi ki...

evet kesinlikle 3 renk: Mavi..
bir kadının gözlerinden hayat..
kieslovski çok erken öldü be..

Lilith dedi ki...

sen ölümden bahsederen bile ben huzur buluyorum. yalnız olmanın dayanılmaz eziyetine iyi dayanmışım yazılarını keşfetmeden önce. ama buna rağmen hala yalnız olduğum noktalar çok fazla.

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler