"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20091028

Yakışmıyor




İnsan içine çıkıp tüm gün gülümsemek zorundasın. Bu kendinle kaldığın son birkaç gece. Aynanın karşısına geç ve deneme yapmaya başla. Profilden mi daha yakışıklı görünüyorsun önce bunu kontrol et. Daha evvel hiç bakmamış gibi. En son insan içine çıktığından aylar geçmiş, yaşlanmış olabilirsin. Dişlerini göstermelisin. Hayır olmuyor. Şu kaşlarındaki sinir uzuvlarını onarmalısın. Şimdi olduğun insan olmamalısın. Senin için gelecek onlarca insan var. Onların karşısında gayet eli açık takılmalısın. Gülümsemek. İşte bu, anahtar kelime. Kelimelerin ne kadar ruh halini ele verecek olsa da gösterilen her diş o kelimelere birer maske takacaktır. Dişlerini temizlemeyi unutma. Şimdi. İçinden tüküreceğin yüzlere bir bir göstereceksin onları. Yeni insanlar olacak hepsi. Hiçbirini tanımak istemeyeceksin. Ama onlar seni tanımak için yanıp tutuşuyorlar. Gözlerinin içine bakan onlarca insan. Belki elini sıkmak isteyecek biri. Sana dokunmak. O an el sıkmayı bile nasıl başaracağını merak ediyorsun. Sağ eldi değil mi? İnsanlarla konuşmak. Hiç tanımadıklarınla. Paylaşmak bir şeyler. Onları etkileyecek birkaç cümle kurmak zorundasın. Onlar senin ilk kurduğun cümleden etkilenmiş bir şekilde seni izlerken saçmalama hakkı doğar sana. Etkilendikleri cümleyi iyi seç. Etki süresini izle. Tekrar kullanacaksın çünkü. İnsanları kullanacaksın. Sonra ufak bir sessizlik. Ağzından çıkacak ilk kelimeye hangi ses tonun eşlik etmeli. Sesinden etkilenecekler. Bazıları gülümsüyor olacak. Ben gülümsüyor olacağım. Çünkü kurduğun her cümle için hangi aynaya baktığını biliyor olacağım. Gülümseyenler sinirini bozacak en fazla. Çünkü orada sadece sen gülümsemelisin. Diğerleri ise sadece izlemeli, şaşırmalı, etkilenmeli. Sesinden, cümlelerinden, saçlarını karıştırmandan.  Bırak etkilensinler. Her şey bitince git. Yatağa uzan ama önce dişlerine yapışmış insan parçacıklarını fırçalamayı unutma. Sonra da bir daha asla gülümseme. Yakışmıyor.

2 yorum:

MİNA dedi ki...

Uzun zamandır takip ediyordum yazılarını..
Geçen hafta sonu Ankara'ya yolum düştüğünde İmge'de görünce derginizi gurbet elde kırk yıllık dost görmüş gibi sarıldım, aldım, okudum da okudum..:))
sevgiyle..

Yasemin Şahin dedi ki...

MİNA çok mutlu ettin beni. Soğuk Ankara gününde sıcacık bir yorum aldım eve gelince. Ben de bundan sonra takibindeyim..

Sevgilerimle..

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler