"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20091003

Bir kısa film denemesi: Leke / Klecks


Klecks



İnsan lekesi! Bizi güçlü ve güçsüz kılan lekeler. İçimize başkalarının bulaştırdığı ve bizim onları tüm ruhumuza sıvarken çirkinleştiğimiz. Lekelerimizin temizlenmesi için el attığımız her evre bir tür lekeyi dağıtmaya dönüşmekte.  Korkmamış gibi davranmak, yaşamamış gibi yapmak, cesurmuş gibi görünmek... Bambaşka lekelere dönüşen onlarca eylem neticesiyiz.

Bir arayış.. Hep bir sonraki için içimizde kalmamış olan duyguların arayışı. Lekenin izini lekenin altında aramak. Temizlendiğini sandığımız yerde aramak.-mış gibi yapmak.  Lekenin içini görememek, görmek istememek. (bkz. Onun öldürdüğü anda, yüz ifadesini görmeyecek kadar uzak olmak aslında.) Tatmin. Ortalamanın üstünde bir davranış biçimi.

Bilinmelidir ki her leke sadece başka bir lekeyle anlaşılabilir.

Terk etmek(nokta(.)) Terk Edilmek(ünlem(!)) İkisi de bir noktadan doğan iki hareket. Eşit. Hiç olmadıkları kadar.

Bir arayış.. Hep bir sonraki için, içimizde kalmamış olan duyguların arayışı. Hep bir önceki adımın aynısını atmaya çalışırken bulmak kendini. O adımı atamamak. Atacak kendilik bırakmamak. Son leke / kalıntı / iz / nokta ile birlikte hepsinin birbirine benzemesi. Kalan kendi dışında tüm lekeler eşit.
Ve terk edilen söyler: " Tıpkı diğerleri gibi."
Terk eden söyler: "Sonra uyandım ve koyduğum yerde bulamadım kendimi."

Her insan bir leke.

Bırakılan leke çeşitleri: (bkz. Sigara dumanı)

— Biri senin tam suratının ortasına yapışmış bir iğrençlikle bırakır lekesini. Gözünü başka bir noktaya odaklama isteği uyandırır. O noktada tüm lekeler birbirine benzemeye başlamıştır artık.

— Seni teğet geçen bir leke çeşidiyle -mış gibi yapmanın lekesi. Hiçbir şey göründüğü gibi değil ki.. Teğet geçenle birlikte olur insan, bir başkasının lekesi.


Kadının terk etmesi/ ezmesi/ harcaması/ hırpalaması, evrensel açıklaması: ortalamanın üstünde eylem olması. Kadın bunu yapabilir ama yaptığının karşılığını hep bir eksik olarak almaktadır. Erkek hep yeni baştan başlayabilirken kadının kaybettikleri onun yenisiyle eski yenisi arasındaki farkı getirir.

Bkz.  İçerisindeki tıpkı kendisi gibi olan "lekesi / izi" çıkarılan balıktan geriye hayata dair "pişmişlik" ve asla eskisi gibi canlı ve inandırıcı bakmayacak bir çift göz kalmaktadır. 

Kadın tekrar konuşur:  "Sonra uyandım ve koyduğum yerde bulamadım kendimi."

Kendi içimize koyduğumuz bir başka kendi lekemiz başka bir leke aracılığı ile sökülmektedir. Kendini bulamayan bünye artık eskisi gibi bakmamaktadır kendisine...

"Telefondan hayat, kulaklıktan hayatın fon müziği akacak. Sonunda ikisi birleşecek geriye ne hayat ne de müzik kalacak."

Hayat lekelerin birleşimiyken ve insan başlı başına başka bir lekeyken hayatın maddesi olduğumuz her insanlık halimiz bir başkasının lekesi olacak. Kendi lekemizin üzerini kapatacak. Bir yığın farklı leke, bambaşka insanlar doğuracak. Hiçbiri de asla bir öncekinin aynı olmayacak. Kendimiz ise başka bir lekeye dönüşüp hayata mütemadiyen yamanacak. Hiçbir şey aynı kalmayacak. Bu böyle bir ömür sürüp gidecek. İnsan hiç ama hiç bu hale alışamayacak!





Bu yazı kendini anlatmaktadır. Kısa filmi anlatmamaktadır.
Bu kısa film kendini anlatmaktadır. Yazıyı ise atlamamaktadır.

Kısa film: Leke --- Klecks (2004) Yön:Tan Tolga Demirci



3 yorum:

Doğan Ömür dedi ki...

Bilgisayarımda yazmak için word programını açtım... Aslında yazmak istediğim tek cümle vardı ve word açılırken bir yandan da senin yazına göz atıyordum... Fon müziği olarak Secret Garden'dan Nocturn'ü seçmiştim kendime ve müzik eşliğinde yazını okudum. Müziği susturdum, filmi izledim... Yazacağım her şey silindi beynimin içinden sadece yazmak istediğim o cümle kaldı: "Aynı nehirde iki kere kirlenilemez..."
Şimdi durmalı, yazını yeniden okumalı, filmi bir daha izlemeli ve belki de sadece buraya yazdıklarımı da aynı şekilde sayfama yazmalıyım...
Çok amiyane bir tabir ama, yazı ve film için aynen öyle be Tospağa kardeşim: Bu mudur? Budur!

Yasemin Şahin dedi ki...

Anlatırken neden deşiyorum dedikçe ama deşmem lazım dedim. Deştikçe yeni tümceler çıkıyordu çünkü, kendi bilinç dansıma bıraktım. Sonra da el sürmedim. Sen de el sürme bize, biz hala dans ediyoruz "bu leke" ile...

Yasemin Şahin dedi ki...

http://doganomur.blogspot.com/2009/10/yazlms-varken.html

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler