"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20080904

Plan sekans adamı Jim Jarmusch ve iki filmi




Kendisine Amerikan Bağımsız film yönetmeni denmesini sevmeyen, yaptığı düşük bütçeli ama etkileyici filmleriyle, ayrıca Amerikan’ın Hollywood ikonunu devirir nitelikteki kurgusuyla öyle söylenmesi en doğru gelen yönetmendir Jim Jarmusch. Filmlerine etkileyici etiketini bir çırpıda yapıştırıvermiş olsam da aslında Jim Jarmusch sinemasından tat almak onu biraz tanımakla da ilintili olduğu söylenebilir. Jim Jarmusch filmlerinde mutlu ya da mutsuzları oynatmamaktadır. Hareketli( aksiyon barındıran) veya film süreci içerisinde sizi heyecanlandıracak ve merak ettirecek ögeler de bulundurmamaktadır. Ruh halinize ve Jarmusch’u tanıma oranınıza göre filmi kapatabilir ya da kendinizi kaptırıp bir takım imgeler aramaya tutulabilirsiniz. Filmlerindeki görüntülerin arkasında mistik ögeler yoktur ve anlatım biçimi zamana ve mekana, mantığa ve devamlılığa bağlılık göstermez.


Tek plan sekans mantığı ile çekilen filmleri, sinema eğitimi almış olan Jim Jarmusch’un elinden daha çok fotoğraf karelerini birleştiriyormuşuz da arada bir çekmeyi unutuyormuş gibi çıkıyor. Dallanıp budaklanmayan öyküleri izleyiciye bir dost arkadaş muhabbetlerinde uzun duraksamaların olası olduğu hallerini anımsatıyor. Filmde de birebir yansıyan bu yüz bize sanki öyküsü olmayan olması için zorlamadığımız sıradan bir insanı bir gün sokakta görmüş de eline almış kamerayı çekmiş ve filme aktarmış süsü veriyor. Pek çoklarına göre sıkıcı gelen bu ahller hayatın içinden karelerin yer aldığı ve öyküsünü merak etmediğimiz insanların öykülerini barındıran bir hal aldığı şekliyle Jarmusch’un elinden geçiyor.


Çıkışını sağlayan filmi Stranger Than Paradise (1984)



Steven Jay Schneider’in “Ölmeden Önce Görmeniz gereken 1001 Film” isimli kitabına dahil olan Stranger Than Paradise filmine yönetmenin Down By Law ve Dead Man filmleri de eşlik etmektedir. Birbirinden değerli 8 ödülle ilgi çeken bu film, John Lurie’nin oynadığı Willie rolündeki yalnız yaşayan bir adamın evine hiç istemese de misafir olarak gelen kuzeni Eva (Eszter Balint) ile arasında geçen ve bu öyküye zamanla Willie’nin arkadaşı Eddie’nin de katılmasıyla, birbirinden ayrılmayan üç kişinin öyküsünü anlatmaktadır. Birlikte yolculuk eden aynı evi paylaşan eğlenmeye gidip eğlenemeyen bu üç kişinin hayatları aslında yalnızlıklarının ağırlıklı olduğu senaryosuyla bizi meşgul ediyor. "Yalnız olsalar daha mutlu olurlardı"yı izleyiciye nüfus ettikten sonra, bir türlü birbirlerinden kopmamakta ısrarcı olan bu üç kişiyi filmde, bazen bol replikli bazen de sessiz geçen pek çok karelerle belki bizi hiç bir yere götürmüyorlar. Oracıkta sabit kalmamıza sebebiyet veriyorlar. Ama gerçek şu ki filmde hayatımızın pek çok sahnesi gibi yavaş ilerliyor çoğunlukla. O alıştığımız şekliyle arabaya bindi, bir diğer karede indi değil bu filmde olay. Arabaya binerken- yolları arşınlarken- acıktığı esnada-susadığı an-uykusu geldiği zaman ve en sonunda varacağı yere yaklaştığında heyecanlanıp vardığı yerde inerken şeklinde oluyor. Bunun üzerine vardıkları noktada hala hayat devam ediyor olması aslında hayatın ta kendisinin beyazperdeye yansıması denilebilir.

İzleyiciye sıklıkla "Niye sormadı ki?" "Niye anlatmadı ki?" "Aaa niye gitti ki?" sorularını oyuncularla ya da oyunculularsız sordurtan Jim Jarmush, filme birer kamera niyetine bizim gözlerimizi de yerleştiriyor ve sonunu kendin yaz o kadar meraklıysan diyor…




Aslında farklı bir şeyler yapan yönetmenleri sevmem sebebiyledir ki bu dahil oluş şeklim. Yoksa ciddi anlamda Jim Jarmush filmlerini sıkıcı bulan bir kitle mevcut.




Bir an(ı) gibiydi Coffee and Cigarettes (2003)







Gelelim Kahve ve Sigara macerama…




Öncelikle filmin ana oyuncularının Kahve ve Sigara olduğunu anlamamak imkansızdı. Dolayısıyla kahvemi yaptım ve geçtim ekranın karşısına. -- hatta dipnot geçmek gerekirse yazarken de kahve var elimde, ayrılamaz olduk filmin neticesinde, sanki öncesinde farklıymış gibi…--


11 kısa filmden oluşan ve 1983 yılında çekilmeye başlanan ancak 10 yılda tamamlanmış olan bu film, 11 filmin de ortak noktasının kahve ve sigara olduğu bol replikli bir serüvendi benim için. Müzik yapmak isterken kendini sinemada bulan Jarmusch, Fransız Edebiyatı eğitimini sinema eğitimiyle birleştirmiş bir yönetmendir. Müzikten gelen yönünü müzisyen oyuncularıyla birleştiren, bunlar oynadıkça ortalığı sigara dumanına boğan ve reflu midelere baskı yapan kahve kokuları bedenimizi arşınlamakta olan bir film olup çıkıverdi. Masabaşı sohbet özlü bu filmlerde her ne kadar ben pek çoğunu yakalayamasam da bol bol göndermeler mevcut. İlk izlediğinizde hepsini birden görmeniz imkansız bir yerde zaten. Tekrar izlemeyi istemek ise biraz zamanın geçmesini beklemeyi şart koşmakta. Göndermelerin çoğu zaten oyuncuların çoğunun kendilerini oynamasından ileri geliyordu. Dikkat bir diğer çeken nokta, bu oyuncuların / müzisyen ve ünlülerin kendi adlarını asla filmin önüne çıkarmamalarıydı.



Ruh halinize, sıkılma modunuza hatta filmi tekrar yakalamak istediğimiz ana göre zevk alma ölçünüzün belirlendiği bu film her ne kadar “bütünlük” barındırmasa da, zihne kazındı bile çoktan kahve ve sigarasıyla…


Ve işte o oyuncular:
Roberto Benigni .... Roberto

Steven Wright .... Steven

Joie Lee .... Good Twin

Cinqué Lee .... Evil Twin/Kitchen Guy

Steve Buscemi .... Waiter

Iggy Pop .... Iggy

Tom Waits .... Tom

Joseph Rigano .... Joe (as Joe Rigano)

Vinny Vella .... Vinny

Vinny Vella Jr. .... Vinny Jr.

Renee French .... Renée (as Renée French)

E.J. Rodriguez .... Waiter

Alex Descas .... Alex

Isaach De Bankolé .... Isaach

Cate Blanchett .... Cate/Shelly

Mike Hogan .... Waiter

Jack White .... Jack

Meg White .... Meg

Alfred Molina .... Alfred

Steve Coogan .... Steve

Katy Hansz .... Katy

Genius/GZA .... GZA (as GZA)

RZA .... RZA

Bill Murray .... Bill Murray

William Rice .... Bill (as Bill Rice)

Taylor Mead .... Taylor
Plan sekans: Kesintisiz tek planda uzun sahneler çekmek anlamındadır




2 yorum:

baha dedi ki...

coffee and cigarettes jim jarmusch'un en iyi filmlerinden biri. kısa filmleri bir bütün haline getirmiş. blog'larda ilk defa rastlıyorum bu filme. seveni fazla yok, ama beğenilince de dillerden düşmüyor.:)

Beytepe Kaplumbağası (Yasemin Şahin) dedi ki...

Evet yazımda da belirttiğim gibi, herkes izleyemez/sevemez Jİm Jarmusch'u:)

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler