"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20080728

10 kilo patlıcan 5 milyon amcam ya da Milena'ya mektuplar - Kafka



Kafka'nın aşkı Milena'ya mektuplarını okurken, 10 kilo patlıcan 5 milyon amcam aşk kokmuyordu. Kafka'nın Milena'ya aşkını nasıl zamana yayarak anlattığını merak ededururken, 10 kilo patlıcan 5 milyon amcamın merak edilecek hiçbir aşkı yoktu. Belki şu vakit uyuyanlar küfrediyordu. Haşaa ben yapmam öyle bir şey, anca Kafka'nın aşkını patlıcan gibi kurutma transına bırakırım kendimi şöyle.

Anneden bir ses:
-Aşağıya in de patlıcan al, kurutalım.

Gidip adama an ve an bana yaptıklarını anlatma fırsatı doğmuştu artık, mutluydum...

Ama bir an vazgeçtim.
Kafka'ya döndüğümde yüzüne "farkında mısın aldatıldığının" deme isteği uyandı içimde. Milena şu sıralar pek rastladığım kadın profilinin aynıydı gözümde. Evli olmasına rağmen başka bir erkeği kendine hayran bırakmış, bu hayran olma halini de almış sarmış sarmalamış kopartmıyor bedeninden.

Kadınların kendilerine aşık olduğunu ya da hoşlandığını anladığı erkekleri ellerinde oynatma oyunları pek bir bilindiktir. Lanet ederim böylelerine. İnsan denen varlığın hiçbiri alet edilmemeli bu tür oyunlara. Nasıl bir doyum alırlar bundan anlatamam. Erkek peşinde koştukça, onun için bir şeyle r yapmaya çalıştıkça zora koşarlar durumu. Böylesi insan profili bizim ülkemizde lise çağında çokca çizilebilir. Huy edinenlerinki ömür boyu devam eder.

Erkek doğası itibariyle duygularını en çok belli eden olmak zorundadır. Bunu bilen kadın kişisi farkında olmasına rağmen zora koşandır. Unutmamak gerekilen şey o dur ki, kadınlar aptal değildir. Aptalmış gibi davranmayı çok ama çok iyi bilir.



Milena'ya dönecek olursak, evlidir. Ama ısrarla Kafka'nın hakimi olma yolunda gidip gelir. Henüz kitap bitmedi belki ama sonunu tahmin dahi etmek istemiyorum.

Kendini paralayan bir erkek.
Sırılsıklam aşık bir erkek.
Ve ne yardan ne serden vaz geçen bir kadın.
Üstelik dönem dönem Kafka'ya aşık olduğunu bile düşündürüyor kadın!

Bu aşk mıdır?
Hayır?


Sık rastlaşmak mümkün:
Akla gelenler:
Genç Werther'in acıları.
Kolera Günlerinde aşk.
Jules et Jim.
Salomé'dir ki, evet Nietzsche!
.....

Sadece filmler ve kitaplar değil. Bunu siz de biliyorsunuz...


İşin garip yanı böylesi kadınlar kimseye aşık değildirler. Daha evvel Jules et Jim'de yaptığım yorum gibi:

Sadece ve sadece kendilerine aşıktırlar. Bırakın böylelerini bir kenara. Kalsınlar yalnız. Süründürün tepkisizliğinizle. Bakın nasıl da köpek oluyorlar. Köpek oldukları vakit sevecek bir şey bulamazsınız onda.

Ama tavsiyem odur ki:

İzleyin bu manzarayı doyasıya....

İzlemeyenleri de biz izleyelim; onlara bu aşkın yazdırdığı romanlarda, filmlerde, şarkılarda...

Yağmur güncesi'nin katkılarıyla ek 1:

Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Zaman sensin
Zaman kadındır ister ki hep okşansın
Diz çökülsün hep
Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına.
Bir taranmış
Bir upuzun saç gibi zaman
Soluğun buğulandırıp sildiğin ayna gibi.
Zaman sensin, uyuyan sen
Şafakta ben uykusuz seni beklerken
Sensin gırtlağıma dalan, bir bıçak gibi...
Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
Bu mavi çanaklarda kan gibi
Durdurulmuş zamanın işkencesi
Ah bu daha beter işkence hiç mi hiç giderilmemiş istekten
Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
Daha beter seni kaçak
Seni yabancı bilmekten
Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
Tanrım ne ağırdır sözcükler
Asıl demek istediğim bu.

Hazzın ötesinde sevgim
Hiç bir zararın erişemeyeceği yerde bugün
Sevgim
Sen ki benim saat-şakağımda vurursun
Boğulurum soluk alıp vermesen
Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın.
......

Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Korkuyorum senden
Korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri
El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan
Korkuyorum senden.

Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
Sevgilim.

Luis Aragon

ek2:
unuttuklarım var ama temennim şudur:
unuttuklarım kendi kendini hatırlatıyor ne de olsa...

4 yorum:

Biyolog dedi ki...

Salomé'dir ki, evet Nietzsche!

Salomé'ye haksızlık etmeyin. Onun barındırdığı büyük bir sevgi vardı yüreğinde...

Beytepe Kaplumbağası (Yasemin Şahin) dedi ki...

Ben öyle tanımadım Slome'yi, o dakendisini pek çok şeyden daha çok severdi.

Biyolog dedi ki...

Salomé'nin Rilke'ye olan büyük aşkı...
Hani şu;
"Gül ey saf çelişki, nice göz kapaklarının altında, kimsenin uykusu olmamanın sevinci.." diyen Rilke. Sırça yürekli şövalye... Salomé onu çok sevmişti...

Beytepe Kaplumbağası (Yasemin Şahin) dedi ki...

Salome'yi Nietzsche ile değerlendirdim. yazıda da söylediğim gbi...

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler