"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20080826

DÜZENİN DÜZENEĞİ








Adı Kamuran'dı. İlkokula başlamıştı ama sıklıkla okul değiştiriyordu. Onun için okumanın en güzel yanı okul yolundaki bakkaldan şeker almaktı. Her gün oraya uğrar, her gün o bakkalın önünden geçerdi. Okulunu değiştirmenin onun için en büyük korkusu sadece bakkalını da değiştirmek zorunda oluşuydu. Her defasında aynı şekerleri farklı bakkallarda aramak sıkıcıydı. Bunu kimseye söyleyemiyor, paylaşamıyordu. Okulunun yolu üzerindeki her bakkala girmezdi. Sadece o şekerin olduğu bakkalı arar dururdu. Okul değiştirme sebepleri arasında en belirgini okullarının bir bir kapanıyor oluşuydu. Nedenini bir türlü anlayamıyordu.


Asım'ın hayalindeki meslek bakkal dükkanı sahibi olup, kendisini mutlu eden şekerlerden satmak ve başka çocukları da mutlu etmekti. Hem bu sayede kendisi de sıklıkla mutlu olmaya devam edecekti tabii ki.


Türkan, bu okulunun da kapanmaması için öğretmenine de şekerlerden götürdü. Öğretmeni bir şekerle mutlu olmasını bekleyen ve kendisi de mutlu olan Türkan adına sevinmişti. Ne güzel mutlu olacak bir şeyleri vardı... Ama okulu kapatma yetkisinin kendinde olmadığı için üzülmüştü. Hala şekerle mutlu olabilen bir çocuğun öğretmeni olmak onun için de güzeldi. Umarım bu devam ederdi.


Kenan'ın hayatında şekerle okulunu kapattırmamayı deneyeceği daha çok kişi vardı. Belki okulunun müdürüne bir şeker verse...Olmadı. Bakkalı da, okulu da değişti. Neyse ki hala o şekerlerden bulabileceği bakkallar vardı.

Aslı'nın arkadaşları ağızlarında o şeker olmadan nasıl mutluydu bilemiyordu. Ama bir mutlulukları vardı... Tahmin edemiyordu sebebini. O şekersiz hayat nasıl çekilirdi ki! İnsan o şeker olmadan nasıl yaşardı.


Nermin buna şaşıradururken okulları bir bir kapanmaya devam ediyordu. Sıkılmıştı artık, ama mutluydu çünkü şeker vardı. Başka bir bakkal daha bulduğuna şükrediyordu. Birden düşünceleri onu bunun "son bakkal" olduğu korkusuna itti. Başka bakkal yoktu, başka şeker yoktu. Bu gerçekti. Sadece burası vardı. Ama neyseki sevdiği ve kendini mutlu eden şekerlerden o kadar çok vardı ki yıllarca yetebilirdi. Mutluydu.


Ama gün geldi, Alican'ın okulu yine kapanmış ve yeni bir okul arayışına girmişlerdi. Yoktu, gidebileceği hiç okul yoktu. Yaşı büyümüştü oldukça, düşünüp ardına bakınca ne çok okul okumuştu... Ne çok şekerle mutlu olmuştu. Okul olmamasına rağmen umudu vardı, son bakkaldan aldığı şekerle yeni bir okul yaptırmak için ilgili birilerinin yanına gitti. Ve başarılı da oldu okulu yaptırılacaktı.

Yasemin sonunda okuluna kavuşacağı günün gelip çattığına şahit olabildi şeker yerken. Ve bir anda sabah şeker alıp okulunun nerede olduğuna bakmayı planlarken son şekeri satan bakkalın yerine bir okul inşa edildiğini gördü. Artık son bakkal yoktu. Şekerleri yoktu. Nasl mutlu olacaktı?

Birileri üzerine üzerine yürüyüp onu öperek mezuniyetini kutluyordu. Onlar mutluydu ama bir türlü o olamıyordu. Sonra etrafında kendisi gibi mezun olan ve daha önce nasıl mutlu olduklarını anlayamadığı arkadaşlarını gördü. Hepsi mutsuzdu. "Demekki bana çaktırmadan onlar da şekerden alıyorlarmış.", diye söylendi. Yeni yapılan okuluna gidip baktığında bir sürü çocuk gördü, onlar mutluydu. İyi ama şeker satan bakkal yoktu ki alabilecekleri. Böyle mutlularsa şekerci dükkanı açmasının da anlamı yoktu. Ama nasıl olmuştu?


Yasemin mezun olmuştu demek, bunu yeni yeni anlıyordu. Nereden ve nasıl önemli değildi. Bir telaşla artık okula değil işe gidiyordu. Sonra baktı ki eline belli bir tarihte belli bir miktar para geçiyor ve o para pek çok şeker almaya yetecekken ortada şeker yoktu. Ama "gerekli" pek çok şeyi vardı artık. Onları almak zorundaydı. Yoksa yaşayamazdı.

Mutlu muydu?

Çocukluğundaki kadar asla. Ama bir şekilde hayattaydı. Hatta hayatın tam ortasındaydı. İşi değişiyordu ama hiç biri okuluyla birlikte farklı bakkal arayışlarını getirmiyordu. Aramıyordu şekerlerini. Mutluluğunu. Alışmıştı.

Üstelik artık o Yasemin'di. Başka hiç kimse olamıyordu. Sanırım "düzen" dedikleri şey, "düzensizlik" içinde olmayan bir şeydi. Ve sürekli kendini arıyormuş gibiydi. O bunu hep mutlu karşılayabilmişti belki ama şimdi çok şey değişmişti. Başka bir yolu yoktu ki.


Kabul etti her şeyi.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler