"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20080812

Sabun Köpüğü mutluluk



Sabun köpüğü kıvamında mutlulukların bir gün yürüdüğüm yola damlaya damlaya ayağımı o yoldan dışarıya kaydıracağını nerden bilirdim ki?

Sabun köpüğünün neden yuvarlak olduğunu sorgulamamak gibiydi, mutluluğu sabun köpüğü kıvamında kabullenmek.

Bir sabun köpüğünü elinde tutmaya çalışmak gibiydi onun olduğu hayata tutunmak.



Sabun köpüğünü gördüğünde hayran hayran bakan çocuklar gibiydim bir müddet. Amacımdı mutlu olmak. Gerekli olan her şeyi hali hazır edip bekledim, ama tekrar göremedim onları.

Geride bıraktığım yola baktığımda ne çok uzun yol kat etmiş ve ne çok mutlu olmuştum. Ama şimdi hiçbir şey görmedim. Yerler aşırı kayganmış ve bırakmışım geride. Yüzümü gökyüzüne dikip bakmışım yeni sabun köpüklerine.


Yenilmemişim o yola, kaymamış ayağım, düşmemişim aşağıya. Şimdi nerede benim yüzümü gökyüzüne çevirecek mutluluk diye bakınca görmedim bir şey. Döndüm yüzümü karaya. Ayağım kaydı sonunda. Çıktım o yolun dışına. Garip bir hüzün ve boşluk var ama sabun köpüklerinin güzelliği hala aklımda, olmadıklarındaki şaşkınlık ve korku da yanında.

5 yorum:

jesterdvine dedi ki...

Görülen sabun köpükleri o soytarı tarafından da görülüyordu ve onları görmek ona çocukça bir neşe veriyor, gülümsemesine gülümseme katıyordu.

Ardından gülümsemesinin genişliği kadar da saf olan soytarı bir anda hiç beklemediğine kapıldı, bir anafordu bir fırtınaydı ve hatta bir kabustu.

Ağladı bir ağladı iki ağladı üç ve dört ve beş. Dibe çöktü hızla, gözyaşlarının ağırlığıyla. Aşağı doğru hızlanırken duyduğu her nota tuz bastı gördüğü her çehre bunalttı.

Fakat her düşüşün sonu olacaktı elbet. Onun da düşüşünün oldu sonu ve yığıldığında dibe etrafa baktı.
Ardından uzakta ufacık bir ışık gördü ve son gücünü toplayıp derinden yaralı ruhunu ayağa kaldırıp yürüdü o ışığa ancak yürürken içine garip bir enerji geldi, koşmaya başladı kendisini bile şaşırtırcasına.

Koştu koştu koştu ve durdu. Etrafına baktı şaşkınca. Gördükleri onu büyüledi mi büyüledi.,

Bir tarafında ona düzenli aralıklarla yardım etmeyi kabul etmiş bir psikolog buldu. Diğer yanında kendisi gibi insanların sıkıntılarını paylaştığı bir grup buldu. Öte yanında da her zaman orada olan ve olacak olanları buldu; Nakşibendilerin mübarek kapısı, hazretlerinin nur dolu çehresi.

Velhasıl şu an mutlu ve şükran dolu. Allah'a derinden şükreder halde ve şükürlerinde tospağanın ondan beklenmeyecek bir hızda kendisini bırakması da var!!
...
Etrafına baktı ve düşündü; terk edilmese bu kadar güzel şeylerin hangi biri olurdu? :)

jesterdvine dedi ki...

Öyle der demesine düşünür düşünmesine yazar yazmasına da...

Yalnız kaldığında ara ara hâlâ da tutamaz gözündeki nemi ve kopan gidenleri. Gizler yaşları gözünden boşanan, akıtır onun kalbinden kopardığı parçanın bıraktığı boşluğa.

Aaaah, aah. Böyledir işte severken ayrılmak. Böyle sokar insanı bir yandan güce bir yandan çöpe.

Ama napalım bu da geçecek.

jesterdvine dedi ki...

hattın karşısındaki tospağa kişi moda tabirle "cool"du, soytarının hiç olamadığı kadar, yazdığı ama göndermediği yazıda yazdığı gibi "köpek gibi ayaklarına kapanıp yalvarmayı" hiç düşünmemişti belli ki.

Belli ki anlamamıştı kendisinin soytarı için ifade ettiklerini, taşıdığı manayı, kıymeti.

10 dakika önce bir damla daha süzüldü yanaktan..

chiquillo dedi ki...

baloncuk kelimesini pek severim, hemen hemen tüm ecnebi misafirlerinden kendi dillerinde sorduğum ilk kelimedir..
büyülüdür, elde etmeye çalıştığın an yok olanlar, kıymetlidir..

Sokak Lambası dedi ki...

Hep korktum sabun köpüklerinin saflığı ve güzelliği benzerinde mutlu olmaktan. Çünkü günün birinde kaymaktan korkuyordum...
Hala korkuyorum...
Korkacağım, biliyorum...

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler