"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20080813

monolog


Hayata dair yapmak zorunda olduklarımız ve yapmak istemediklerimizin neden bu kadar kesin çizgilerle birbirinden ayrıldığını anlamıyorum.

Bu tıpkı duyguların mantığı anlamaması gibi bir şey aslında.

Zorunlulukları sevmenin mümkünatı olmayan bir hal olduğunu da farkındayım. Sevdiğim, yapmayı istediğim şeylerin hayatıma zorunluluklarım kadar somut katkısı olmayacağını düşünmek istemiyorum ya da.

Hayatın içerisinde zorunlulukların yapmak istediklerime yakın olma durumunda yapmayı artık istemeyeceğim öngörüsünü daha evvel yaşadım. Güzel sanatlar okumaya meyil etmiş ve ettirilmişken bu meziyetimin zorunluluk olmasını istemediğimi fark ettim.

Ama peki bu hep böyle midir ki?

- Böyledir.


O zaman ben bir şeyleri yapıyorken illa sevmeyi de beklemek zorunda olmamalıyım. Her zaman sevdiğimiz şeyler iş olarak elimize geçmeyecek. Hatta hiç kimse sevdiği işi yapmaz, işini sevmez.


-Yazmak dışında desem?


Yazmayı seviyorum. Ama içine kaygı girecek olsa sevmezdim.

Duygularımla hareket etmeyi seviyorum, ama içine kaygı girecek olsa tercih etmezdim.

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler