"Kaplumbağalar da uçar!"

"Ev sanki geçmiş yüzyıllara uzanan büyük, suskun bir ailenin üyeleriyle dolu. Orada, ikinci kişiliğimle yaşıyorum ve yaşamı geniş anlamıyla, bir var olan bir yok olan bir şey olarak algılıyorum."

-Carl Gustav Jung-

20091211

Reddetmişlerin İlişkisi





“Sana dün söylediğim şeyle benim için gerçekten önemliydi. Bunları sana söyleyebileceğim bir yakınlığı hissettirmiş olman gerçekten çok güzel. Aradan seneler geçse de hala beni ben yapan bazı şeyler var içimde sır olarak ve biz birbirimize yakın oldukça bunlar da dökülecek elbet. Sıfırlanması imkânsız ama olsun, parça parça almak tama en sıkıntısız yaklaşmanın yoludur.” dedi kadın.

Adam ne yöne bakacağını şaşırmış halde, şimdi şu an başka bir şey olsa da bu konuşma kapansa diyordu içinden. Gülümsedi tüm sıcaklığıyla kadına. Ona dün kurmuş olduğu cümleleri hatırlamıyor olduğunu anlatmayan bir gülüştü. Bazen bu oluyordu. Gerçekten hatırlayamıyordu. Düne dair olumsuz hiçbir şey aklında yoktu aynı zamanda aklında kalmasına işaret edecek cümleler de birebir yoktu. Az evvel ona kurduğu cümleler içindeki parça ve tamlık ilişkisini onaylıyordu bir taraftan da. Bu gerçekten böyleydi ve kendi cümleleriymiş gibi bir anda benimsedi. İşte o benimseme de gülümsemeyi getirdi.

Hayatının sadece kendisini ilgilendirmediğini fark etti sonra. Dün kendisine kurulan cümlelerin bir kez daha “sadece” kendisini ilgilendirmemiş olduğu vurgusu yapılıyordu tam karşısında. Bazen sadece kendisine ait bir dünyayı ne kadar arzuladığını ve sanki her geçen günle yaklaşmışçasına kalbinin ne kadar heyecanla çarptığını hatırladı. Olmuyordu ki kendisine kurulan cümleler sadece onu ilgilendirmiyordu belli ki… Kadın ona o cümleleri kurarken kendisi için de önemli bir eylem gerçekleştirdiğine vurgu yapıyordu masumca…

Tekrar bulunduğu yere döndü. Eğer karşısındakinin ondan istediği cümleyi kuramayacaksa gülümseyip onu rahatlatmalıydı. Bilmediği cümlelere gülümseyemezdi. Aklını başka şeylerle meşgul edip sıcak bir gülümsemeyle karşılık verdi. Başka şeyler gülümsedikten sonra da aklından geçiyordu.

İletişim denen çelişkiler yumağını reddetmedikçe her şeye yeniden başlayacaktı belli ki. Kendisi dinlemiyordu ki sadece, birilerine de cümleleri kendisine kurması yönünden etki ediyordu işte. Yahu kısacası yaşıyordu işte! On yüz bin insan içinde!

Şimdi şu an konuyu değiştirse ve aklındakileri onunla paylaşsa… Biliyordu onu destekleyeceğini daha önce de konuşmuşlardı pek çok kez.

“Yalnız olmak güzeldir.” demişti kadın bir keresinde. Adam da “Kesinlikle.” demişti, “keşke bir ömür boyu yalnız olsak.” Onlar bunun üzerine onlarca cümle kurmuş ve bugüne gelmişlerdi. Yeni bir şey fark etmiş gibi ellerine baktı kadının. “Bu yüzük sana çok yakışıyor.” dedi. Gülümsediler. Kadın hemen atılarak, “Hayır, bize çok yakışıyor.” Dedi. Yine gülümseyip sustular.

Bu kez kadın parmağındaki yüzükle oynuyor olmasına rağmen gözü çok uzaklara dalmışçasına kayboldu oradan.

“Evlilik gerçekten korkunç bir şey olmalı.”
“Bence de evlenmiş olan kadınların sürekli kontrolü ele geçirmiş olma muamelelerini anlamıyorum”
“Kadınlar güçlüler evet. Onlar ezilmiş ve maalesef ki ezilmeye kendilerini mahkum eden “ataerkil” toplum getirisi olarak sürekli güçlü olmak üzerinden yaşıyorlar hayatı. Güçlü durabilmeyi çok iyi başarıyorlar. Biz bu kadar dayanamayız sanırım ezilmeye.”
“Evet, siz erkekler de hep gücü elinizin altında bulduğunuz için sonradan elde etmeyi yediremez ya da kaybetmeye dayanamazsınız.”
“Evet, işte tam da bu yüzden evlilik bir kadının bir erkekte ön plana çıktığı noktaya işaret eder. Onu hayatına kabul etmek gücü sonradan elde ettiği için kullanmayı bilmeyen ve bunun farkında olmayan bir kadın için çok zor olur ki genelin böyle olduğu düşünülürse tüm evlilikler zordur.”

“Her kadın bunun farkında olamaz. İki kişilik bir yalnızlıktır evlilik. Öyle olmalıdır yani. Biri diğerinden daha önde olmaya çalıştığı anda ya da geride kaldığında tüm düzen alt üst olur.”

“Mesela şimdi sana senden daha sıkı sarılacağım ve sen bunu eşitleyeceksin öyle mi?”

“Hayır hiç de dokunmayacağım bunu izin veriyorum. Sıkıca sarılı olmak istiyorum.” demişti ağız dolusu gülümseyerek.

Kadının aklından geçen seneler önce kurulmuş tüm bu cümlelerin akışıyla parmağındaki yüzüğün yarıya kadar çıkarıp geri takması aynı hızda oluyordu. Gülümsüyordu ama aklı bu noktadan sonra gerçekten doğru bir gülümseme olup olmadığını sorguluyordu. O zaman kurulan o cümleler çok güzeldi, peki ya şimdi?

Adamın aklı da dün kadının ona ne söylediğiyle meşguldü. Oradaydı ama sanki o da gitmişti. Kadın adamın da farklı şeyler düşünüyor olduğunu kendisi gibi davranmaya başlamasıyla anladı ve “bak aslında ne kadar eşitiz ve yan yana bile yalnız olabiliyoruz” dedi gülümseyerek ve ekledi telaşla “Bize çok yakışıyor dememe kızmadın değil mi?” dedi, kokuyla…

Adam da büyük bir cesaret almışçasına heyecanla “Dün ne söylediğini hatırlamıyorum ama çok eksik hissettim, lütfen tekrar eder misin benim için?” dedi.

İkisi de üstlerinden büyük bir yük kalkmışçasına hafiflemişlerdi bir anda. Sanki aynı kararı almış gibi masadan kalkıp yan yana gelerek sıkıca sarıldılar. Zaman en hızlı ve en güzel o sarılı anda geçiyordu maalesef…



foto: tık

4 yorum:

Sokak Lambası dedi ki...

hımm...
tavırlaşarak ilişki olmaz, çünkü çekilmez olur tavırlar bi de insan çok yorulur sanırım. Ama işte herhalde çıkmıyor bazen cümleler, çıkamıyor, çıkması için bir şeylerin daha yaşanması, biraz zaman geçmesi, biraz paylaşılması mı gerekiyor? Aynı koşullar o çıkamayan cümlelerin asla çıkmaması için de geçerli mi? Tek kalbin içine sığmak tek dünyanın içinde sıkışıp kalmak gibi midir yoksa? Binlerce ihtimal üretebilir insan ve o kadınla erkek gibi hiçbir şeyi sonuçlandırmadan, soru işaretlerini silmeden yaşayıp gidebilir. Ama sonu çok güzeldi, sarılınca soru işareti kalmıyor değil mi?

Yasemin Şahin dedi ki...

Bazen hiç ağızdan çıkmayacak cümleler kuruluyor ilişkiye dair. O cümleleri cesaretle kurabilmek gerekli.. Kurdktan sonra da ilişkiyi o cümlelere rağmen kurabilmek. Çoğu insan benzer şeyleri düşünüp birbirlerine hiç o benzer şeyleri söylemeden geçiriyorlar hayatlarını, sürdürüyorlar birlikteliklerini. Kurmak gerekli cümlelerden korkmamak gerekli...Sarılınca biter, sarılınca her şey geçer..

Anonymous dedi ki...

Adam ne yöne bakacağını şaşırmış halde, şimdi şu an başka bir şey olsa da bu konuşma kapansa diyordu içinden. Gülümsedi tüm sıcaklığıyla kadına. Ona dün kurmuş olduğu cümleleri hatırlamıyor olduğunu anlatmayan bir gülüştü. Bazen bu oluyordu. Gerçekten hatırlayamıyordu. Düne dair olumsuz hiçbir şey aklında yoktu aynı zamanda aklında kalmasına işaret edecek cümleler de birebir yoktu.

Hep bunu istemişimdir düne dair hiç bir şey hatırlamamak
:( ne yazıkki hergün bir önceki günün ağırlığıyla yoruluyorum

Yasemin Şahin dedi ki...

Sayın Adsız. Tam da "Adsız" olduğun için cevap vermeyeceğim.

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
haberler haberler